Kirlenmek Değil Paylaşmak Güzeldir. Forumin.net
21 Kasım 2008, 20:09:57 *
Hoşgeldiniz %1$s. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
EkleBunu Sosyal Paylasim Butonu
Duyurular:
Kirlenmek Değil Paylaşmak Güzeldir..

HoŞGELDiNiZ

 

Temiz bir Türkçe yapmış olduğumuz çalışmalarda mesajlarınızın neden? , ne için ? sebepsiz ve sualsiz değiştiğinizi merak ediyorsanız bilinki Türkçe'yi yanlış kullanmış olabilirsiniz.

Konu Bilgileri Kisayollar
Konu Basligi mevlananın sırrı
Cevaplar 6
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 948
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: mevlananın sırrı  (Okunma Sayısı 948 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MİSS TURİZMCİ
Ölümüne KanKa
********

Rep Puanı : 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6239

Konu Sayisi: 1158

KEMALİST GENCLİK


Üyelik Bilgileri

Uyari Puani:
%10
« : 07 Haziran 2007, 19:35:20 »

MEVLANA'NIN MEZAR ODASINA GİRMEYE KALKANLARIN BAŞLARINA KORKUNÇ OLAYLAR GELİYOR!

Mevlana'nın kabrinin altınaki 'mezar odası'na 700 yılda sadece bir kişi girebildi. O da 7 yaşındaki bir kız çocuğuydu. Çocuğun dili tutuldu ve bir daha konuşamadı. O küçük çocuğun ne gördüğü bir sır olarak kaldı. Ondan sonra girmeyi düşünenleri bile korkunç felaketler bekliyordu. İşte, Mevlana'nın esrarengiz sırrı...

O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma 'Da Vinci şifresi' gibi esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum.

Bu, bir sanduka ve onun altındaki mezarın hikáyesi.


Ama öyle basit bir hikáye değil.


Hikáye 13'üncü yüzyılda başlıyor ve 1930'da esrarengiz bir aile trajedisine kadar uzanıyor.


Hikáye beni çok etkiledi.


Sizi de etkileyeceğini tahmin ediyorum.


SAF TUTMUŞ SANDUKALAR ARASINDA


Geçen salı günüydü.


Hayatımda ilk defa Konya'ya gitmiştim.


Konya'da Mevlana Müzesi'nin kapısından ilk adımımı attığımda, belki de sadece benim hissettiğim mistik bir rüzgár esti ve beni içine alıp götürdü.


Hayatımda hiçbir mekán daha ilk anda beni bu kadar etkilememişti.


İçerden çok hafif bir ney müziği geliyordu.


Sağ tarafta, sanki saf tutmuş sandukaları görüyordum.


Yanımda Mevlana Müzesi Müdür Yardımcısı Dr. Naci Bakırcı vardı.


Mevlana'nın sandukasının önüne gelinceye kadar, mistik bir turistten farklı değildim.


Ancak o sandukanın önünde Dr. Bakırcı'nın anlattığı o müthiş hikáye başladı.


Daha doğrusu, o sandukanın altındaki 'mezar odasının sırrı'...


500 METREYİ SEKİZ SAATTE ALAN CENAZE


Nefesimi kestim ve onu dinledim.


İşte ondan dinlediklerim.


Anlatıldığına göre her şey 1273'te Konya'da kaldırılan bir cenazeden sonra başladı.


Mevlana Celaleddin-i Rumi, 17 Aralık 1273 günü vefat ediyor.


Cenazesine yüzbinlerce insan katılmış. Naaşı, İplikçi Camii'nden, 500 metre ilerdeki bu türbeye 8 saatte getirilebilmiş.


Müslümanlar Mevlana'nın naaşını defnedebilmek için gayrimüslimlerin cenaze cemaatinden çıkmasını istemiş. Ancak onlar, 'Bize İsa'yı da Musa'yı da Mevlana öğretti' diyerek bunu reddetmişler.


Mevlana'nın kabrinin altına bir 'mezar odası' bulunuyor.


MEZAR ODASINA 700 YILDA 1 KİŞİ İNDİ


Eski Türklerde mezarların altına Farsça 'zir-i zemin' yani 'zeminin altı' denilen bir mezar odası yapılırmış.


Mevlana'nın naaşı da böyle 4 metrelik bir mezar odasına konmuş.


Ancak o tarihten bu yana mezar odasına kimse inmemiş.


Sadece bir kişi hariç.


Rivayete göre Sultan Dördüncü Murad, Mevlana'nın türbesini ziyarete geldiğinde, mezar odasının içinde ne olduğunu çok merak etmiş ve bu odaya girmek istemiş.


Ancak dönemin Mevlevi büyükleri, buna kesinlikle karşı çıkmış ve girmesini engellemişler.


Bunun üzerine Sultan, elindeki tespihi, ağzı açık odanın içine atmış.


Veya düşürmüş.


Bu tespihi almak üzere 7 yaşında bir kız çocuğu mezar odasına indirilmiş.


Bilinen tek şey, odanın iki tarafından aşağı doğru merdivenlerin indiğiymiş.


Kız çocuğu mezara inip çıktıktan sonra dili tutulmuş.


Dr. Naci Bakırcı, 'Çocuğun dilinin neden tutulduğu hálá bilinmiyor' diyor.


KÜÇÜK KIZ MEZAR ODASINDA NE GÖRMÜŞTÜ


İşte bu olaydan sonra 'mezar odasının sırrı' iyice merak edilmeye başlanmış.


Acaba kız çocuğu orada ne görmüştü de dili tutulmuştu?


Bir iddiaya göre, oda çok karanlık olduğu için çocuk çok korkmuş ve geçirdiği travmadan dolayı dili tutulmuştu.


Ancak bir başka iddia daha var ki, o 'mezar odasının sırrını' daha da koyulaştırıyordu.


Selçuklu Türkleri o tarihte mumyalama tekniğini biliyorlarmış. Fatih Sultan Mehmed dahil 7 padişahın naaşı mumyalanmış.


Mevlana'nın naaşı da mumyalandığı için muhtemelen öyle duruyordu.


Kız çocuğu orada yatan Mevlana'yı görünce bu hale gelmiş olabilirdi.


Bu olay dönemin önde gelen Mevlevilerini harekete geçiriyor ve 1640 yılında mezar odasının ağzı tuğlayla örülüp üzeri kurşunla kaplanıyor.


O tarihten sonra mezar odasının ağzındaki kurşun hiçbir zaman kaldırılmadı.


Mezar odası, sırlarıyla birlikte belki de ebediyete kadar sessizliğe gömüldü.


1930'LU YILLARDA MÜZE MÜDÜRÜNÜN ODASINDA


Ancak odanın hikáyesi burada bitmiyor.


Aradan 300 yıl geçtikten sonra, Mısır'daki piramit sırlarına benzeyen bir dizi olay daha yaşanacaktı.


Bu olayın iki tanığı vardı.


Biri olayı yaşayan Yusuf Akyurt isimli biri.


Öteki de onun yaşadığını Murat Bardakçı'ya anlatan Abdülbaki Gölpınarlı Hoca.


1930'lu yılların güzel bir gününde, Mevlana Müzesi'nin Müdürü Yusuf Akyurt odasında tek başına otururken, aklına sandukanın altındaki mezar odası gelir.


İçinden 'Acaba şu odaya bir girsem de içinde ne olduğunu görsem' diye geçirir.


Ancak tepki çekeceğini düşündüğü için kararsızdır.


O AN KAPI ÇALINDI YAŞLI ADAM GİRDİ


Tam o esnada kapı çalınır ve içeri, müzenin yaşlı odacısı girer.


Bu yaşlı adam aslında, Mevlevi dedesidir. Cumhuriyetin ilanından sonra tekke ve zaviyeler kapandığı için müzeye çevrilen türbede odacı olarak çalışmayı kabul etmiştir.


Yaşlı Mevlevi dedesi saygılı bir şekilde içeri girer ve Yusuf Akyurt'un tüylerini diken diken eden şu cümleyi söyler:


'Sakın oraya inmeyi düşünmeyin...'


Ancak bu şaşkınlık, müdürü kararından vazgeçirmez. Mezara inmek üzere kurşunla kaplı kapağın önüne gelir.


Halıyı kaldırır. Tam kapağı açmak üzereyken, bir adam haykırarak içeri girer:


'Müdür bey, yetiş evin yanıyor...'


Yusuf Akyurt gelinceye kadar evi kül olmuştur.


İşte tam o sırada eline bir telgraf tutuşturulur.


Müze müdürü başka bir yere tayin edilmiştir.


KONYA-ANKARA YOLUNDAKİ KAZA


Konya-Ankara yolu o gün çok ıssızdı.


Gün batmış, alacakaranlık etrafa hákim olmaya başlamıştı.


Uzaktan gelen kamyonun farları, henüz tam karanlık hale gelmemiş ufukta cılız iki nokta gibi duruyordu.


Şoförün yanında kapıya dayanmış şekilde oturan çocuk kimbilir hangi hayallere dalmıştı.


Kamyon bir kavise girdiği sırada kapı aniden açılır ve çocuk alacakaranlığın içinde kaybolur.


Kamyon durup, içindeki iki adam kapıdan uçan çocuğa ulaştıklarında iş işten geçmiştir.


Çocuk öteki dünyaya göçmüştür.


Çocuğun başında duran ikinci adam, başı ellerinin arasında hüngür hüngür ağlamaktadır.


O adam, Konya'dan tayini çıkan Müze Müdürü Yusuf Akyurt'tur.


Kimine göre, mezar odasının sırrı, onu hálá takip etmektedir.


MEZARIN BAŞINDA SÖYLENEN SON SÖZLER


Yusuf Akyurt oğlunun cenazesini alıp Konya'ya döner. Cenaze töreninden sonra doğruca Mevlana Müzesi'ne gider ve sandukanın başında ellerini açıp haykırmaya başlar:


'Yetmedi mi? Affet artık...'


Bütün bunlar neydi? Efsane mi? Gerçek mi?


Küçük kızın dili niye tutulmuştu? Yaşlı odacı, müdürün kafasından geçen düşünceyi nasıl anlamıştı?


Bunların cevabı yok.


Ben bunları anlatan insanlardan dinledim.


Bildiğimiz tek şey var. Mezar odası 731 yıldan bu yana sırrını muhafaza ediyor.


Umarım bundan sonra da muhafaza etmeye devam eder.


Çünkü bilinmezliğin yarattığı bazı mistik duygulara ebediyen ihtiyacımız olacak.


Çünkü hepimizin içinde, sadece kendimize ait sırların saklandığı küçücük odalar var.


Üzerleri kurşunla kaplı küçücük odalar...
__________________
 Huh?  Huh?  Huh?  Roll Eyes  Roll Eyes  Roll Eyes
Logged

MİSS TURİZMCİ
Ölümüne KanKa
********

Rep Puanı : 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6239

Konu Sayisi: 1158

KEMALİST GENCLİK


Üyelik Bilgileri

Uyari Puani:
%10
« Yanıtla #1 : 07 Haziran 2007, 19:36:15 »

cok enteresan arkadaslar sıkılmadan okuyun bence  Shocked  Shocked  Shocked
Logged

ilaydairem
Bizden Biri
***

Rep Puanı : 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 216

Konu Sayisi: 3


Üyelik Bilgileri

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #2 : 14 Eylül 2007, 20:24:36 »

ilginç gerçekten.ben doğduğumdan beri konyadayım ama bunları ilk defa duyuyorum.o odayı bende mrk ettim simdi.paylasım için TeşekkürLer
Logged

ağlayanı güldürmek değil ağlayanla ağlamak daha değerlidir...
@RWEN
Forum Ustasi
*******

Rep Puanı : 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3253

Konu Sayisi: 288

pretty girl


Üyelik Bilgileri

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #3 : 15 Eylül 2007, 16:47:58 »

o oda ya mevlananın naşını koyan kişilerinde orda bulunduklarını duymuştum
Logged

turgutreisfb
Fenerbahçeli Üye
*

Rep Puanı : 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 17

Konu Sayisi: 2


Üyelik Bilgileri

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #4 : 20 Kasım 2007, 00:58:24 »

gercekten çok ilingç dediğine katılyorum hepimizin içinde bilinmezliğin yarattığı mistik duygular var ve bu duygulara sonzuza denk ihtiyaç duycaz paylaşım için saol
Logged
ReaL_ToPRaK
Fenerbahçeli Üye
*

Rep Puanı : 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2744

Konu Sayisi: 14

..::...ReaL_ToPRaK...::..

211530257 real_toprak@hotmail.com real_toprak@yahoo.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #5 : 22 Kasım 2007, 01:27:58 »

12 yıldır Konyadayım ve Mevlana hakkında çok hikaye duydum. Konya'yı o ve onun gibi evliyaların koruduğu söylenir. Hatta bi rivayete göre Kıbrıs Savaşı'ndaydı heralde yanlış hatırlamıyorsam I. Dünya Savaşı zamanında da olabilir. Görevliler bir sabah müzeye geldiklerinde kılıçların hepsinin kanlı olduğunu görüyorlar. Bazı şeylere biz insanoğlunun zekası yetemez. Bu yaradılış doğamızda var.

Paylaşım için TeşekkürLer.ler emeğine sağlık...
Logged




@RWEN
Forum Ustasi
*******

Rep Puanı : 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3253

Konu Sayisi: 288

pretty girl


Üyelik Bilgileri

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #6 : 24 Kasım 2007, 09:41:44 »

12 yıldır Konyadayım ve Mevlana hakkında çok hikaye duydum. Konya'yı o ve onun gibi evliyaların koruduğu söylenir. Hatta bi rivayete göre Kıbrıs Savaşı'ndaydı heralde yanlış hatırlamıyorsam I. Dünya Savaşı zamanında da olabilir. Görevliler bir sabah müzeye geldiklerinde kılıçların hepsinin kanlı olduğunu görüyorlar. Bazı şeylere biz insanoğlunun zekası yetemez. Bu yaradılış doğamızda var.

Paylaşım için TeşekkürLer.ler emeğine sağlık...
bende duymuştum böle bişey
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Theme by m3talc0re.com  |  Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
TinyPortal v0.9.8 © Bloc
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Arsiv
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 <