Kirlenmek Değil Paylaşmak Güzeldir. Forumin.net
01 Aralık 2008, 19:39:56 *
Hoşgeldiniz %1$s. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
EkleBunu Sosyal Paylasim Butonu
Duyurular:
Kirlenmek Değil Paylaşmak Güzeldir..

HoŞGELDiNiZ

 

Temiz bir Türkçe yapmış olduğumuz çalışmalarda mesajlarınızın neden? , ne için ? sebepsiz ve sualsiz değiştiğinizi merak ediyorsanız bilinki Türkçe'yi yanlış kullanmış olabilirsiniz.

Konu Bilgileri Kisayollar
Konu Basligi Gercek efsaneler....
Cevaplar 21
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 870
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gercek efsaneler....  (Okunma Sayısı 870 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« : 18 Ekim 2006, 21:34:26 »

Bir arkadaşım İstanbul'a sevgilisi ile buluşmaya gideceği gün ishal olmuş. Fakat ne çare ki gitmek zorunda. Deniz otobüsüyle zorlu bir yolculuktan  sonra (habire tuvalete taşınarak) buluşma yerine ulaşmış. Beklemeye başlamış.
Çok sıkıştığı bir anda tam tuvalet arayacakken kız arkadaşının geldiğini görünce gidememiş. Ancak o sırada epey bir miktar altına kaçırmış. Renk vermemek için, "Buraya kadar gelmişken gel bir pantolon alalım" diyerek kızı bir mağazaya götürmüş.

Tezgahtarın tüm ısrarına rağmen hiç denemeden mağazadan bir pantolon alıp ayrılmış. Gittikleri bir kafede, "İçime sinmedi. Ben şunu tuvalette bir deneyeyim" demiş. Hemen kirlenmiş çamaşırını ve pantolonunu daracık havalandırma boşluğundan atmış.

Rahatlamanın verdiği huzurla çantanın içindeki poşette duran yeni pantolonu almak üzere eğilmiş. Fakat o da ne! Poşette bir kazak varmış! Gözlerine inanamayan arkadaşım hemen kafasını havalandırmadan sokarak eski pantolonuna ulaşmaya çalışmış ama becerememiş.

Bu arada tuvaletin önünde uzun bir kuyruk oluşmuş. Kapıyı vurmalarına rağmen içeriden tepki gelmeyince kafenin işletmecisi, "Bir delikanlı tuvalete girdi, çıkmıyor. Sanırım içeride eroin kullandı" diyerek polis çağırmış. Emniyet güçleri geldiğinde tabii acı gerçek ortaya çıkmış!
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #1 : 18 Ekim 2006, 21:37:45 »

Bir lunaparkın gece bekçisi olarak işe başlayan bir vatandaşımız, bir gece çok sıkılmış ve "Bari oyuncaklara binip eğleneyim diye" düşünmüş. Hep  binmek istediği ama bir türlü fırsat bulup da binemediği zincirli sandalyeleri gözüne kestirmiş. Hani şu sekolin denilen zincirle yukarıdan bağlı olup dönmeye başlayınca merkez-kaç kuvvetiyle dışarı doğru açılan bi oyuncak vardır ya; işte ona.

Vatandaş sandalyeye oturmuş, eline aldığı uzun bir çubukla aletin şalterini açmış. Şalter iner inmez zincir dönmeye başlamış. İçini çocuk gibi bi sevinç kaplamış. Çığlıklar atıp, klasik zincir ayılıkları yapmaya başlamış. Dönmüş, dönmüş, dönmüş...

Otomatik olarak duracağını sandığı zincir, bir türlü durmuyormuş. Doğal olarak bir süre sonra vücudu isyan etmeye başlamış; başı dönüyor, midesi bulanıyormuş. Sonuçta sabaha kadar dönmüş durmuş. Sabah mesaiye gelen lunapark çalışanları cesedini hala dönmekte olan zincirde bulmuşlar. Yapılan otopside, bekçinin beynindeki denge merkezi damarlarının patlaması sonucu beyin kanamasından öldüğü ortaya çıkmış.
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #2 : 18 Ekim 2006, 21:38:13 »

Amerika'nın kuzeyinde bir yerlerde yeni tanışmış iki genç haftasonu kaçamağı için bir kayak merkezine gidiyorlarmış. Dışarıda fena bir soğuk  varmış, acayip de kar yağmaktaymış. Çift tanışma çabaları içinde hafiften flört vaziyette, kikirdeyerek, oynaşarak hava koşullarının elverdiği ölçüde yol almaktaymış.

Ancak kızın çişi gelmiş. Delikanlı biraz dayanmasını rica etmiş. Bir süre daha gitmişler ama kız dayanamaz hale gelmiş: "Duralım, ben arabanın arkasında hallederim" demiş. Durmuşlar, kız inmiş arabayı kendisine siper etmiş, pantolonunu indirip işini görmeye başlamış. Çocuk centilmen bir tavır içinde kafasını çevirip bir kez bile bakmadan kızı beklemiş. Beklemiş... Beklemiş...

Kızcağız işini bitirmiş ama ayağa kalkmaya çabalıyor, ama bir türlü kalkamıyormuş. Çünkü çömelirken kalçasını metal tampona yaslamış, hava sıfırın altında olduğundan yapışıp kalmışmış. Pantolonu inik bir vaziyette olduğundan, yeni tanıştığı çocuğa da seslenip yardım istemekten utanıyormuş. Arabayı itmiş, montunu çıkarıp, kalçasına sürterek ısıtmaya çabalamış ama nafile... En sonunda can havliyle "İmdaaat" diye haykırmış.

Delikanlı zaten iyice meraklandığından kopup gelmiş ki, manzara fena. Bir süre apışıp kaldıktan sonra, durumu anlayıp kızı kurtarmaya çabalamış. Ne yaptılarsa olmamış. En sonunda çocuğu aklına bir fikir gelmiş, ama bu yaşadıkları rezaleti ikiye katlayacağından, söyleyemiyormuş. Kız yerde kıçı-başı açık otururken donma raddesine geldiğinden, fazla dayanamamış ve aklına gelen çözümü kıza açmış. Kız haliyle duyar duymaz "Hayıır! Olamaz" şeklinde nida etse de; biraz düşününce başka çare olmadığını kabul etmiş. Böylece delikanlı fermuarını indirip, kızın kalçasına işemeye başlamış. Sonuçta kız kurtulmuş. Ama çift kayak merkezine kadar birbirleriyle tek kelime konuşmadan gitmiş ve ayrı odalar tutmuşlar. Böylece muhtemel bir beraberlik, son yılların en garip sakarlığı yüzünden başlamadan bitmiş.
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #3 : 18 Ekim 2006, 21:38:53 »

Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir,  her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış.

Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.

Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakım ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O gün bu gündür o yurtta tuvaletlerde dudak izine bir daha rastlanmamış.
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #4 : 18 Ekim 2006, 21:39:29 »

Dünyanın en gelişmiş ulaşım sistemi olan uzay gemilerinin füzelerinin genişliği 4 feet 8,5 inch imiş. Yani yaklaşık 1 metre 42 santim. Böyle modern  bir araç için tuhaf olan bu rakamın ilginç bir hikayesi var.

ABD’de demiryollarının ray arası uzunluğu 4 feet 8,5 inch’miş. Niye 4 feet gibi düz bir rakam değil de, hesabı zorlaştıran küsürlü bir rakam seçilmiş?

Bu garip uzunluk ABD’de ilk demiryolları inşaatını yapanların İngiliz göçmenleri olmasına bağlanıyor. Çünkü İngiltere'de de rayların genişliği bu uzunluktaymış.

İngiltere’de demiryolu inşaatı tüm ölçülerini tramvay inşa geleneğinden devralmış. Yani eskinin tramvaycıları yeninin trencileri olmuş. Bu yüzden de ray genişliği 4 feet 8,5 inch kalmış.

Peki tramvay raylarının arası neden 4 feet 8,5 inch’miş? Çünkü bu uzunluk at arabalarının şaşe genişliğiymiş.

Zamanında tramvayın şasesi at arabalarının iki tekerlek arası uzunluğu baz alınarak belirlenmiş. O zamanlar iki tekerlek arası denince akla 4 feet 8,5 inch geliyormuş.

Vazgeçilmesi çok güç bir gelenekmiş bu. Çünkü malum uzunluğun İngiltere’deki tarihi taa Roma İmparatorluğu’nun adayı işgaline kadar uzanıyormuş.

O zamana kadar atlı araba görmeyen adanın yarı medeni insanları, atların araba çekebileceğini Roma savaş arabalarında görmüş. Dolayısıyla İngiltere’nin ilk yolları Romalı askerlerin savaş arabaları tarafından açılmış.

İki derin tekerlek izinden oluşan bu yollar, sonraları İngilizler tarafından yapılan at arabalarının şaşe genişliğini de belirlemiş. Şaseyi kırmak istemiyorsan, yoldaki at arabası izinin uzunluğunu ölçüp tekerlekleri de bu uzunluğa göre yerleştirmek zorundaymışsın.

Aynı şekilde Avrupa’da da tüm yollar standart olarak 4 feet 8,5 inch genişliğindeymiş.

Peki Romalılar bu uzunluğu nereden çıkarmış? Arabaya koştukları atın kıçından! İki atın kalça genişliği 4 feet 8,5 inch tutuyormuş.

Başa dönelim. Tüm bunların füze rampasıyla ilgisi ne?

Solid Rocket Boosters adı verilen füzeler dünyada sadece tek bir firma tarafından yapılıyormuş. Thiokol adındaki firmanın mühendisleri füzeleri ilk tasarladığında daha geniş bir şey yapmışlar ama hemen o vazgeçilemeyen 4 feet 8,5 inch genişliğine dönmek zorunda kalmışlar. Çünkü Utah’taki fabrikada üretilen füzeler tren yoluyla taşınıyormuş. Demiryolu üzerindeki tünellerin genişliği de iki atın kıçının genişliğinden biraz fazlaymış.
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #5 : 18 Ekim 2006, 21:40:47 »

Jerry Siegel ve Joe Shuster adında iki Amerikalı’nın 1930'lu yıllarda yarattığı Superman dünyaca ünlü bir çizgi kahraman. Siegel yazmış,  Shuster resimlemiş Süperman’i, çok ama çok ünlü olmuş, filmleri, dizileri yapılmış. Ancak Superman yaratıcılarına ve filmlerinde oynayan aktörlerin çoğuna hiç şans getirmemiş.

Jerry Siegel perişan, beş parasız ve sefil bir ihtiyar olarak ölmüş. Superman'ı canlardıran ilk aktör Kirk Alyn'nın akıbeti de pek iyi olmamış. 1948 – 1950 arası televizyon dizisinde Superman’i oynamış, dizi bitiminde tek bir rol bulamamış, tüm kariyeri bununla kalmış. Sonra Alzheimer hastalığına yakalanmış.

Sonraki Superman filmi bildiğimiz Christopher Reeve'in olnadığı film. Superman'in sevgilisi Lois Lane rolünü oynayan Margot Kidder, kariyerinin en iyi çağında bu rolü almıştı. Ama film sonrası şansı bir türlü yaver gitmemiş. Kısa zamanda paronoyak şizofren tanısıyla hastaneye kaldırılmış.

Superman rolünü oynayan Christopher Reeve’in ise talihsizliği herkes tarafından biliniyor. Attan düştü ve tekerlekli sandalyeye mahkum. Hastane masraflarını sinema sanatçısı arkadaşları ödüyor.
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #6 : 18 Ekim 2006, 21:41:24 »

Şehir efsanelerinin yayılmasında birinci sorumluluk kesinlikle basına ait. Basın zaman zaman işkembeyi kübradan atan muhabirlerin kurbanı olurken,  bazen de "güvenilir" araştırma kuruluşlarının gazabına uğruyor. Hele ki konu AIDS gibi panik bir konuysa sapla saman karışıyor. Ortaya efsanevi haberler çıkıyor. İşte ABD basınının efsanevi AIDS haberleri:

1 Ocak 1985: New York Times AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısının 1 milyon'a ulaştığını duyurdu. Gazeteye göre her gün 1000 ila 2000 bin Amerikalı AIDS'e yakalanıyordu.

6 Nisan 1986: New York Times AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısını açıkladı: 1 milyon!

27 Ağustos 1989: Dönemin Sağlık Bakanı Luis Bullivan Los Angeles Times'a AIDS üzerine yapılan araştırmaların sonucunu açıkladı: "100 bininci vaka iki gün önce bildirildi."

25 Temmuz 1990: Hastalığın Afrika'da yayılma hızı hakkında yapılan bir araştırmayı baz alan Newseek, AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısını açıkladı: 1 milyon!

28 Temmuz 1992: Times, Amerika Sağlık Bakanlığı Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi'nin (CDC) yaptığı araştırmayı yayımlıyor. CDC araştırması AIDS'e yakalanan Amerikalı sayısını da açıklamış. Bilim bakalım kaç? 1 milyon(!)
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #7 : 18 Ekim 2006, 21:41:49 »

Elektrikli vibratör aslında tıbbi bir araç olarak icat edilmiş. İlk kez 1880 yılında histeri geçiren kadınların tedavisi için kullanılmış. Tıp  dünyası o dönemlerde vajina duvarına yapılan ritmik masajın sık sık sinir krizi geçiren kadınları tedavi edeceğine inanıyormuş. Vibratör öncesi tedavi doktorlar tarafından elle yapılıyormuş. Fakat elle yapılan masajın ritmik olmadığı bu nedenle işe yaramadığı düşünülüyormuş. Elle masaj devri, elektrikli vibratörün bulunmasıyla kapanmış. Uzmanların elektrikli vibratörle yapılan tedavinin de sonuç vermediği kabul etmeleri için aradan 40 yıl geçmesi gerekmiş.

Zamanla vibratörün akıl sağlığı bozuk kadınlara değil, aslen aklı başında kadınlara iyi geldiği düşüncesi yaygınlaşmış. En sonunda tıp dünyası 1920'de vibratörün tıbbi değil erotik bir alet olduğunu kabul etmiş ve tedavi amaçlı kullanımı yasaklanmış.
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #8 : 18 Ekim 2006, 21:43:16 »

Bir arkadaşım başımdan geçti diye anlatmıştı. İş için Trabzon'a düşmüş yolu. Arkadaşlarıyla birlikte kentin iyi bir otelinde kalıyormuş. Gündüz  işleri neyse halletmişler. Akşam otelin restoranına inmişler. Yemekler leziz, Trabzonlu garsonlar eğlenceliymiş. Yemek üstüne tatlı alalım demişler. Arkadaşım garsonu çağırıp "Fırında sütlaç var mı?' diye sormuş. Garson 2-3 saniye boş boş baktıktan sonra "Abi fırında sütlaç yok, ama tezgahın üstündekiler de sıcak" deyivermiş.


Bir grup arkadaş öğle yemeğinde Karadeniz pidecisinden pide yemeğe karar vermişler. Bir süre neli pide isteyeceklerini tartışmışlar. En sonunda yarısı peynirli, yarısı kıymalı pide yemeğe karar vermiş. Aralarından biri telefon açıp 10 pide istediklerini yarısının kıymalı diğerlerinin peynirli olacağını söylemiş. 15 dakka sonra acar bir Trobzonlu delikanlı elinde pide paketiyle kapılarını çalmış. Elemanlar paketi açınca yarısında kıyma diğer yarısında peynir olan 10 adet pideyle karşılaşmışlar.
 
 
Karadeniz insanının keskin zekasına atfen anlatılan fıkralar zaman içinde "Bir arkadaşımın başına gelmiş" öndeyişiyle efsaneleşiyor. Yukarıdakiler bu tip örnekler. Bazen tam tersi de oluyor doğal olarak. Örneğin Karadeniz'de buzdolabını aşağıya indirmekte zorluk çeken iki kardeşten birinin aşağıya inip yukarıdaki kardeşine "At Dursun ben tutarım" demesi ve buzdolabının altında kalması, fıkra gibidir. Belki on yıl sonra kimse bunun gerçekten olmuş olduğuna inanmayacak. Karadeniz'den son bir örnek; Karadeniz yaylalarından birinde tamamen ahşap olan bir otelin yangın merdiveni de tahtadanmış. Doğru mu bilemem. Ama yakışır...
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


hayalperest
Co-Admin
*

Rep Puanı : 1500
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8961

Konu Sayisi: 1441


Üyelik Bilgileri E-Posta

Uyari Puani:
%0
« Yanıtla #9 : 18 Ekim 2006, 21:44:07 »

Mezbahadan et taşıyan bir tırın sabahın erken saatlerinde yüklenip bir an önce yola çıkması gerekiyormuş. İşe sabahın kör vakti gelen işçiler, tırı  yüklemeye başlamışlar. Alelacele işi bitirmişler. Tırın şoförü arkadaki soğuk hava deposunun kapısı kapatılır kapatılmaz yola çıkmış. Ancak son eti çengele takmaya uğraşan işçinin içeride kaldığını kimse farketmemiş. Uyku sersemi olan işçi de başına gelen korkunç şeyi, ancak tır hareket edince farkedebilmiş. Tır hiç durmadan 8 saat yol alacağından, arkadaşları kaybolduğunu farketmezlerse donarak öleceği kesinmiş.

Bir süre duvarları yumruklamış ama sesini duyuramayacağını biliyormuş. Bir süre sonra üşümeye başladığından hareketleri yavaşlamış ve bir kenara çöküp ölümü beklemeye başlamış. Oturup kaçınılmaz sonunu beklemeye başlamış ve cebinden çıkardığı kağıt kaleme yazmaya başlamış. 1. saat: çok üşüyorum; 2. saat: her yerim uyuşuyor; 3. saat: ayaklarımı hissetmiyorum; 4. saat: donarak ölmek istemiyorum, kalemi tutucak gücüm kalmadı, ellerim dondu...

Tır etleri teslim edeceği yere geldiğinde şoförü dondurucunun kapısını açınca içerisinin soğuk olmadığını farketmiş. Sabah yola çıkarken aceleden dondurucuyu çalıştırmadığını hatırlayan şoför, lanetler okurken köşede büzülmüş yatan işçiyi görmüş. Adamın uyuyakaldığını sanan şoför, işçiyi sarstığı halde uyandıramamış.

Polis olaya el koymuş, şoför tutuklanmış. Bir müddet sonra adli tabip raporunda işçinin ölüm nedeni vücut ısısının hızla düşüşü olduğu açıklanınca temize çıkmış. Meğerse talihsiz işçi psikolojikman ölmüşmüş.
Logged


>>>TIKLA! Takımını Seç Üyeliğin Ateşlensin. Smiley  <<<




"suskunluğum asaletimdendir her lafa verecek cevabım var
...ama...
bir lafa bakarım laf mı diye...bir de söyleyene bakarım adam mı
diye..."


bir gün başladığım yere dönersem;orda olsana...


Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: