Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
  İletileri Göster
Sayfa: [1] 2
1  CafeiN / Beni Tani! (Kendinizi Tanıtın) / Ynt: Karaman'dan herkese merhaba : 24 Ocak 2008, 11:09:25
Grin  Grin  Grin  Grin

İlginiz için TeşekkürLer ler...
2  Kültür & Sanat / Bir Başkadir Benim Memleketim / Ynt: KARAMAN : 21 Ocak 2008, 10:59:08
KARAMAN'IN TARİHİNDE İZ BIRAKANLAR

Karaman'ın sahip olduğu zengin kültür birikimi,  etkisini kültür, sanat ve bilim alanlarında göstermiş, Karaman kültürü ile yoğrulan, geçmişten günümüze Karamanlı birçok mümtaz şahsiyetin yetişmesine olanak sağlamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk
Yunus Emre
Karamanoğlu Mehmet Bey
Mevlana Celaleddin Rûmî
Mümine Hatun
Piri Reis
Kazım Karabekir Paşa
Zembilli Ali Efendi
Şeyh Edebali
Dursun Fakih
Şeyh Aliyyüs-Semerkandi
Molla Fenari (Osmanlı’nın ilk şeyhülislâmıdır)
Emir Sultan
Eşrefizâde Rumî
Çelebi Halife
Derviş Ahmed Semerkandi
Fenarizade Muhiddin Çelebi
Hamid Bin Muhammed Efendi
Kadızade Şemseddin Ahmet
İbn-i Bayrami Rûmî (Vişnezade İzzet)
Şeyh Habib Karamanî
Cemaleddin İshak Karamanî
Dizdar-zâde Ahmed Efendi
Seyyid Yahya Eş-Şirvani
Molla Ali Efendi
Nuh Bin Mustafa Rûmî
Şeyh Beşir Ağa
Cârullah Veliyyüddin Efendi
Es’ad Hoca Efendi
Hâdimî Hazretleri
Ferhat Han Karamanlu
Mehmed Paşa Karamanî
Tarblusgarbdaki Karamanîler :

Ahmed Bey Karamanî
Mehmed Paşa Karamanî
Yusuf Bey Karamanî
Hürrem Cemali Karamanî
Şehzade Cem Sultan
Kâmî Muhammed Karamanî
Pir-î  Muhammed Paşa Karamanî
Ali Ahmed Karamanlı
Abdüllâtif İbn-i Durmuş Karamanî
Abdülkerim Efendi
Cemaleddin İshak Karamanî
Cemal Halvetî
Habib Karamanî
Alaaddin Ali Semerkandi
Şeyh Alaeddin Rumi (Siyahser Sultan – Karabaş Veli)
Lütfullah Karamanî
Ahmed İbn-i Mahmud El-Esamm-ı Karamanî
Lârendeli Babazade Muhammed Efendi
Ebu’s-Sena Mahmud İbn-i Ahmed
Fuday Cemali (Zembilli Ali Efendi oğlu)
Habib Ömeri Karamanî
İbn-i Neccar Karamanî
İshak Çelebi
Kara Çelebi
Molla Seyidi Karamanî
Bosnalı Abdullah Efendi (Abdullah-i Rûmî)
Bu topraklarda  yaşamış olanların sadece birkaçıdır.
3  Kültür & Sanat / Bir Başkadir Benim Memleketim / Ynt: KARAMAN : 21 Ocak 2008, 10:57:08
ULUSAL BASINDA KARAMAN VE KARAMANLICA DİLİ HAKKINDA ÇIKAN YAZILAR

(Hürriyet Gazetesinden alınmıştır):
"Anadolu'da yaşayan, Ortodoks olmalarına rağmen Yunanca bilmeyen ve sadece Türkçe konuşan gruba biz "Karamanlı" derdik.

Kayseri, Konya, Sivas ve Tokat taraflarında yaşayan Karamanlılar Ortodoks ama Türk idiler. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gönderilen Kıpçak'ların, Oğuz'ların ve Peçenekler'in soyundan geliyorlardı... Osmanlı vergi kayıtlarında Karamanlılar'ın eski Türklere mahsus adlar kullandıkları ve Aslan, Kaplan, Durmuş, Tursun, Budak, Sefer, Karaca, Karagöz, Kaya, Yağmur, Aykut, Ayvaz, Bahadır, Pazarlı, Bayram, Beyrek, Beytemür yahut Devletyar gibi isimler taşıdıkları görülürdü.

Anadilleri Türkçe olan Karamanlılar Yunanca bilmezler, dualarını bile Türkçe ederler ama Yunan alfabesini kullanırlar ve Türkçeyi Grek harfleriyle yazarlardı. 1896'da yayınlanan "Kayseria Mitropolitleri ve Mâlumat-ı Mütenevvia" isimli şiir kitabında yer alan bir dörtlük, Karamanlılar'ın bu karmaşık yapısını çok güzel anlatıyordu:

"Rum isek de Rumca bilmez, Türkçe söyleriz
Ne Türkçe yazar okuruz, ne de Rumca söyleriz
Öyle karışık yazı biçimimiz vardır
Hurufumuz Yunanice, Türkçe meram eyleriz."

Karamanlılar,    Lozan   Antlaşmasının    imzalanmasından sonra yürürlüğe giren zorunlu mübadeleye tâbi tutuldular. Türkiye ve Yunanistan, İstanbul Rumları ile Batı Trakya Müslümanları   dışında   kalan   bütün   Rum   Ortodoks   ve Müslüman    azınlığın    karşılıklı    olarak    değişimine    karar vermişlerdi ve bu zorunlu mübadele maddeleri Karamanlılara da uygulandı. Ortodoks Hıristiyan ama Türk olan ve neredeyse bin seneden beri Anadolu'da yaşayan onbinlerce Karamanlı, dilini bile bilmedikleri Yunanistan'a gönderildi.

Mübadeleden sonra Karamanlılar hakkında çok sayıda araştırma yapıldı ve bu araştırmalar Karamanlılar'ın Yunanlı değil Türk olduklarını yeniden gösterdi. Karamanlı'ların Türkiye'de yaşadıkları yıllarda 1854'ten mübadeleye kadar Türkçe ama Yunan harfleriyle bastıkları çok sayıda kitaplarda araştırma konusu oldu ve bu kitapların kataloğu, Yunanistan'da "Karamanlidika" adı altında ve dört ciltlik bir seri halinde yayınlandı."

(Atlas Dergisinden alınmıştır):
Aylık Coğrafya ve Keşif Dergisi Atlas'ın Ağustos 2003 tarihli sayısında sayın Gürsel Korat şöyle yazıyordu: "... Uzun zaman önce Karamanlıcayla ilgili bir yazı okurken, Pavli adında birine ait mezar taşının fotoğrafını gördüm. Bu mezar taşının üst kısmına Haydari baltası şekli işlenmişti. Altında ise Yunan harfleriyle Türkçe (Ya dost bana ziyarete mi geldin) yazıyordu. Mezar taşındaki derviş edası düşündürücüydü; bu haliyle ne Hristiyan, ne de Müslüman bir kimliğe aitti. Batıni bir kimliği ima ediyor, ancak yine de adını Havari Pavlus'tan alıyordu.

... Acaba başka yazıtlar ve mezar taşlan da var mıydı? Varsa neyi anlatıyor, hangi alfabe kullanılıyordu? Neden bu yazıya Karamanlıca denmişti? Karamanlıca adı verilen yazı dili Karamanoğullarından beri var olan bir dil miydi? Karamanoğlu Mehmet Bey'in Türkçe konuşma zorunluluğu getiren fermanı ile bu yazı dili arasında bir ilişki olduğu söylenebilir miydi?

Araştırmalarımdan çıkan sonuç, Karamanoğullarının hiçbir biçimde, Karamanlıca dediğimiz Yunan harfi Türkçe yazıyla bağının olmadığıdır.

... Karamanoğulları 1466’da yıkılıncaya kadar, Osmanlı tahtında veraset nedeniyle hak iddia eden, çok büyük tartışmaların ortasında ayakta kalabilen, siyaset bakımından Osmanlı’ya karşı ne varsa onunla işbirliği yapan, Selçuklu, Ermeni ve Moğol Devletlerine duyduğu tepki nedeniyle biraz içe kapanık duran ilginç bir devletti.
Karamanlıca, Karamanlıların hüküm sürdüğü bu coğrafyada Osmanlıların egemenlik döneminde ortaya çıktı. Bölgede bununla ilgili pek çok kitabe ve mezar taşı var.
Bununla birlikte Karamanlıca’nın Osmanlı’dan önce geliştiğini gösteren tek bir örnek bile yok. Osmanlılar 1466’da yıktıkları Karaman Beyliğini, Karaman Beylerbeyliği yaptıkları için bölgede ortaya çıkan yazı biçimlere, bölgenin adına bağlı olarak Karamanlıca denildi. Eldeki belgeler Karamanlıca’nın, Karaman Beyliği’nin yıkılmasından yaklaşık elli yıl sonra ortaya çıktığını gösteriyor.

... Karamanlıca en basit tanımıyla 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başına kadar Yunan alfabesi kullanılarak yazılan Türkçe’dir. Konuşma dilinin fonetik özellikleri erken dönemde Orta Anadolu lehçesiyle, geç dönemde ise Osmanlıcaya benzeşir. Aslında bu yazı dili tümüyle Yunan harflerine dayanmaz. Latin ve Kiril harfleri de zaman zaman göze çarpar. Karamanlıca’nın Yunanca’nın bir lehçesi olduğu iddiası temelsiz, Yunan kültürü ne ait olduğu dayanaksızdır. Çünkü bu yazıyı Türkçe bilen bir Yunan bile okumayabilir. Sekiz yüz yıl Arap harfleriyle yazan Türklerin kültürü nasıl Arap kültürü olmuyorsa, dört yüz yıl boyunca Yunan harfleriyle Türkçe yazmış Hıristiyanların kültürü de Yunan kültürünün mali olamaz.

... Karamanlıca’da yazım birliği yoktur. Bölgeden bölgeye harf stilleri değişebilir veya yalnızca bir bölgede kullanılan harfe rastlanabilir.

... Yunan harfleriyle yazılan Türkçe; Karamanlıca Rumlar mübadeleyle Yunanistan’a göçünce bu dilde yaşayan kültür de Anadolu’dan silindi.”

(Hürriyet Gazetesinden alınmıştır):
“Rumlar, yani Doğu Romalılar, Yunanlı değil. Anadolu ve Trakya’nın en eski sakinleri. 6. yüzyıldan sonra Bizans’ın Yunancayı resmi dil olarak kabul etmesinden sonra farklı bir Grekçe konuşmaya başladılar. Aralarında, hiç Rumca —Yunanca bilmeyenler de vardı. Onlara “Karamanlı” deniliyor. Onlar Hıristiyanlığı seçmiş olan özbe öz Türkler. Ama mübadelede yaklaşık 200 bin Karamanlı da Rum sayılarak Egenin karşı kıyısına gönderildi.

Rumlar kendilerinin Likyalıların, Frigyalıların, Kayralıların, Lidyalıların, Truvalıların çocukları olduğunu söylüyor. Çoğu tarih kitabı da bu tezi doğruluyor. İstanbullu, Sakız Adah, Kapadokyalı, Kayserili, Gökçeadalı, Kastamonulu, Bozcaadalı, Muğlalı, Konyalı, Nevşehirliler. Yani hiçbir Yunanistan’dan buraya getirilip yerleştirilmemiş.

Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkam Dimitri Karayani; biz de tıpkı sizin gibi, öz be öz bu toprakların evladı olan Rumlarız.”

(Hürriyet Gazetesinden alınmıştır):
“... Matmazel Evseviya Adasoğlu hanımefendi (91) Rum cemaatinin halen yayınını sürdüren iki gazetesinden biri olan Apoyevmatini’nin (Öğleden Sonra) sahibi. Babası Nevşehirli, annesi Kayserili: Babam İstanbul’a gelinceye kadar Rumca bilmezmiş, annem de ölene kadar Rumca konuşmadı. Çünkü biz Karamanlıyız. Yani köküne kadar Türküz. Biz Rumca'yı yabancı bir lisan gibi öğrendik. Ama Ortodoks Hristiyan olduğumuz için Rum cemati üyesi kabul edilmişiz. Rum alfabesiyle ilk Türkçe romanı yazan bizim soyumuzdan geliyor. Akrabalarımız mübadele döneminde ağlayarak gitmek zorunda kaldılar. Çok mutsuz oldular. Çocuklarına "Türk dölü" diye küfür edilirmiş. Burada da "Rum dölü" diyorlardı bize."

(Aktüel Dergisinin "İstanbul'un Son Domuz Kasabı" adlı haberinden alınmıştır):
"... Şehirdeki son domuz kasabı olan Lazari Kozmaoğlu şikâyetçi; elli yıl öncesine göre İstanbul'un artık çok değiştiğini söyleyen Kozmaoğlu sorunun sadece cemaat olarak sayılarının azalması olmadığını, İstanbul'un kimliğini kaybetme noktasına geldiğini söylüyor. "Ben buraya sonradan gelenlerden çok daha fazla Anadoluluyum." diyor."

32 yıldır Dolapdere'deki küçük dükkanında hizmet veren Lazari Kozmaoğlu, artık işlerinin eskisi gibi olmadığını söylüyor. Bunun nedeni olarak da şehirdeki gayrimüslim nüfusun her geçen sene biraz daha azalmasını gösteriyor.

... Türkiye'de kendilerinin zaman zaman dışlandıklarını, bunu hissettikleri içinde çok üzüldüklerini söyleyen Kozmaoğlu aynı şekilde Avrupa'ya gittiklerinde de Türk oldukları için hor görüldüklerini anlatırken, bunu akıl almaz bir şey olduğunu söylüyor. "Biz Türkiye'de Hristiyan olduğumuz için bazen hor görülüyoruz. Avrupa'ya gittiğimizde de Türkiye kimliği taşıdığımız için hor görülüyoruz. Adam bakmıyor ki dinine. Pasaportumuza baktığında ülkeyi görüyor adam. Biz de her yerde gümbürtüye gitmiş oluyoruz. "Nereden geliyorsun, Yunan mısın?" diye soruyorlar. Benim Yunanla ne işim olur. Benim ecdadım iki bin senedir Anadolu'da yaşamış. Bir yerden gelmemişiz biz, Anadolu'nun has evladıyız biz... Ben zaten Türküm, benim kimseden farkım yok ki. O İslam, ben Hristiyanım. Ben Karamanlıyım. Hakiki Türk benim yani."

(İslam Ansiklopedisinden alınmıştır.):
"Karaman ahalisinin ekseriyeti Türk idi. Hâttâ Karamanlılar, daha doğrusu Rum Ortodoks kilisesine bağlı olan Türkler Rumca bilmezlerdi; Yunan harflerini kullanarak Türkçe yazarlardı. Hâttâ bu tarzda İstanbul'da yayınlanan gazeteleri de vardı. 1919 - 1923 İstiklâl Mücadelesinde Karamanlılar milli hükümetin himayesi ile İstanbul Rum Patrikhanesinden ayrılmışlar ve bir müddet kendi Patrikhanelerinin idaresinde bulunmuşlardır."

Ulusal bir televizyon kanalında:
Barış Manço'nun aramızdan ayrıldığı günlerde (bizzat şahit olduğum) Barış'ın üvey babası şöyle diyordu: "Barış'ın dedeleri, Osmanlı Karaman'dan Yugoslavya taraflarına da sürüldü. Aile andaç olarak Osmanlı'nın (Os)'u, Karaman'ın (man)'ını almış ve (Osmanço) olarak anılmışlar."

(Sabah Gazetesinden alınmıştır):
"Mezartaşlarına "Allah rahmet eylesin" ve "Ya dost, bana ziyarete mi geldin" yazan Hristiyanlar... Arap harfli Osmanlıcayla XVI. Yüzyıldan XX. Yüzyıla kadar yan yana yaşayan bir dil... Yunan harfleriyle yazılan Türkçe, Rumlar mübadeleyle Yunanistan'a göçünce Karamanlıca ve bu dilde yaşayan kültür de Anadolu'dan silindi."
4  Kültür & Sanat / Bir Başkadir Benim Memleketim / Ynt: KARAMAN : 21 Ocak 2008, 10:55:13
KARAMAN’IN SİMGESİ (ONGUNU)

DOĞAN  KUŞU: Karamanoğlu Beyliği devrinde kullanılan gümüş paralarda DOĞAN kuşuna rastlıyoruz. Doğan kuşları kanat açmış başı sağ tarafa bakan doğanlar olarak  nitelendirilebilir. Karamanoğlu devrinde doğan kuşlu paralar kullanılmıştır.

Karaman’da, Alaaddin Bey’in karısı, Murat Hüdavendigar’ın kızı Nefise Sultan Hatun’un yaptırdığı (Hatuniye medresesi) medresenin kapısında da kanatlarını açmış DOĞAN vardır. Bu da Karamanoğullarının ongunlarının doğan olduğu yolundaki tahminleri doğruluyor.


5  Kültür & Sanat / Bir Başkadir Benim Memleketim / KARAMAN : 21 Ocak 2008, 10:53:11
KARAMAN

Yüzölçümü: 9.237 km²
Nüfus: 217.536 (1990)
İl Trafik No: 70

Karaman, İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, Konya-İçel-Antalya illeri arasında bulunan önemli bir ticaret, kültür ve sanat merkezidir. M.Ö.8000'lerden itibaren iskan edilen Karaman ve yöresi, yeraltı şehirleri, mağaraları, inanç merkezleri gibi turistik çekiciliklerinin yanı sıra yaylaları ve doğal güzellikleri, zengin el sanatları örnekleri ile de ziyaretçileri büyülemektedir.

KARAMAN Hatuniye Medresesi, Yerköprü Şelalesi, Karaman Koyunu, Türkiye’nin Bisküvi Üretim Merkezi, Karaman Elması ile meşhurdur.
 
Nasıl Gidilir?
Karayolu: Terminal kent merkezine yaklaşık 3 km. uzaklıktadır. Terminale belediye otobüsleri, dolmuş ve özel taksiler çalışmaktadır.

Otogar Tel:: (+90-338) 213 24 65
Demiryolu: Tren garı kent merkezine. 1 km. uzaklıktadır.
İstasyon Tel: (+90-338) 213 33 60
Havayolu: İl'de Havaalanı yoktur.


Karaman’da Ne Yenir?
Arabaşı, Toyga, paça, aşlık gibi çorba çeşitleri, cibe,batırık, yaprak ve köy dolmaları, keşkek ve bulamaç yörenin geleneksel yemekleri arasında sayılabilir.

TESCİL EDİLMİŞ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI İLE SİT ALANLARI

Sit Alanları

Arkeolojik Sit Alanı : 50
Kentsel Sit Alanı : 3
Doğal Sit Alanı : 5
Tarihi Sit Alanı : 3

Diğer Sit Alanları

Arkeolojik ve Doğal Sit : 1
Arkeolojik ve Kentsel Sit : 1
Tarihi ve Kentsel Sit : 1

Toplam : 64

Kültür (Tekyapı Ölçeğinde) ve Tabiat Varlıkları : 301

GENEL TOPLAM : 365
6  Genel Forum / Burçlar ve Fal Dünyası / Ynt: ...::Bu YoRuMLaRDaN KoRKuLuR::... : 21 Ocak 2008, 10:47:25
ASLAN

Bu aslan var ya bu aslan.Bu komedi şey , kendisinin gökten zembille indiğini sanır..

Bu ıssız bir adaya düşse, yanında isteyeceği üç şeyden biri aynadır.

Kendinde seytan tüyü olduğunu düşünür..Sanki bu olmasa çevresinde ki hiç bir şey düzgün gitmeyecek
gibi zanneder.

Oysa en büyük yamuk kendisidir..
Bunu bir odaya iki gün kapatın kesin ölür..
Hele bir de odada ayna yoksa iki gün bile sürmez...
Özgürlüğü asla vazgeçemeyeceği şeydir.
Saftır aslında bu. Kuş kadar beyni olan bir insan bile bunu kolayca kandırabilir.

Öyle ince detaylardan pek anlamaz.
Bir yalan söylediğinde, ya da gizli bir iş yaptığında kısa sürede muhattabına kendi kendini ele verir.
Çünkü plan yapacak yaptığı planı doğru düzgün uygulayacak hadi diyelim uyguladı saklayıp gizleyecek kadar potansiyel yoktur onda.

Sakın bu aslan megolamanına nasıl göründüğünüze dair bir şey
sormayın.Çünkü siz kendinizi ne kadar mükemmel hissederseniz hissedin, o olumsuz bir şey bulacaktır..

Bu sahsiyetle kavga ettiğiniz de, size saldıracağı ilk konu dış görünüşünüz olacaktır.

Kilonuzdan tutunda, gözlerinizin şaşılığına, dudaklarınızın inceliğine kadar v.s ne varsa onu fazlasıyla ilgilendirir. Ruh sağlığı açısından tehlikelidir.

ALAKASIII YOKKK  Grin Grin Grin
7  Genel Forum / Burçlar ve Fal Dünyası / Ynt: Göz rengine göre göz falınız : 21 Ocak 2008, 10:42:32
Kahverengi gözlüler
Her ortamda özel hayatlarına ait detayları anlatmaktan çekinmeyen kahverengi gözlüler, art niyetsiz insanlar. En büyük olumsuz yanları dünyaya kapalı gözle bakmaları. Çoğu kez hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar..


hayal kırıklıkları bitmek bilmiyor zatenn..
8  Genel Forum / Burçlar ve Fal Dünyası / Ynt: hangi burc nasıl öpüşür : 21 Ocak 2008, 10:40:38
> > Aslan kadini:
> > Aslan kadini tarafindan öpülen erkek, zamani ve mekaniunutur.
> > Öpüsmek ancak bu kadar mükemmel ve bu kadar atesli olabilir.

bu benmiymişimmmmm shocked shocked shocked
9  Genel Forum / Kadinca / Ynt: Ya bu Gelinlige ne diyosunuz..... : 21 Ocak 2008, 10:34:49
biraz açık mı ne!!!
10  Genel Forum / Yaşam & Hayat / Ynt: bir hayat kayar ellerinizden : 21 Ocak 2008, 10:26:41
ama nedense... “son” önemlidir hep...


TeşekkürLer ler gerçekten güzeldi..[/
color]
Sayfa: [1] 2