|
kajmeran_
|
 |
|
|
Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik, herkes tarafından bir deniz faciası >nedeniyle tanınır oysa dev yolcu gemisinin ardında inanılmaz bir gizem >saklı. >Titanik'in akıl almaz öyküsünü sunarken uyarıyoruz. Bir düşünün, Titanik'i >batıran >gerçekten bir buz dağı mıydı? > > >Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisini yaptığını >bilmiyordu. >Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı; Morgan Robertson´du, Amerikalıydı, >1861 >´de doğdu, gençken denizcilik yaptı, sonra ise bir elmas eksperi oldu ve >New > >York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü okudu ve yazar >olmaya >karar verdi. İlk öyküsü 25 $´a satıldı, daha sonra yazdığı 10 öyküden ise >1000 $ >kazandı. Yazmak ona artık kolay ve kazançlı geliyordu. 1897 yılının bir kış >gecesinde 24.Caddedeki dairesinde yeni bir deniz öyküsü yazmayı planladı. >Bu >bir >uzun öykü olacaktı. > > > >Hayali "Titan Kazası" > >Hayalinde dev bir yolcu gemisi vardı, asla batmayan bir gemi. Bir aşk >teması > >üzerine kurulu olan öykünün kahramanları bu dev gemiye binip, İngiltere´den >ABD´ye gidiyorlardı ve aşk hikayesi dünyanın en lüks gemisinde sürecekti. >Ama >öykünün hayali kahramanları beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve >bir >deniz >kazası batmaz denen gemiyi okyanusun dibine yollanacaktı. Robertson´un >teması >buydu, oturup yazmaya başladı ve öyküye iki isim verdi; "Futility"yani >"Nafile" >ve "Titan Kazası"... Evet, yanlış okumadınız; Titan... Şimdi beraberce >Robertson´un romanından bİr bölümü; "Titan"ın batış sahnesini okuyalım. > > >"Gözcü haykırdı; ´buzdağı! Birinci subay, kaptana haber verdi ve derhal >makine >dairesine tornistan yani geri git emri verildi. Fakat dev gemi durmuyordu, >hızını >kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen buzdağı yaklaşıyordu. >Aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların sesleri duyuluyordu. Sonra >buzdağı gemiye ulaştı, bu arada gemi ters çalışan pervanelerin gayretiyle >yan >dönmüştü ama yetersizdi ve kaptanla yardımcılarının ç****iz bakışları >arasında >buzdağı Titan´ın sancak tarafına çarptı. Darbe hafifti hatta pek >hissedilmedi, >kaptan o anda ucuz atlattık diye düşünüyordu. Ama birkaç dakika sonra gemi >birden yan yattı, buzdağı asıl yarayı su kesiminin altında açmıştı, yara >öldürücüydü >çünkü uğursuz buzdağı Titan´ın bordasını jilet gibi keserek, parçalamıştı." > > > >İnanılmaz kehanet gerçekleşiyor... > >Ve Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap >onu >çok daha sonra ölümsüz yapacaktı, dünyanın en çarpıcı ve en dehşet verici >kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınladığı dönem için aynen kitabın adı >gibiydi >yani "Boşyere" Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda, başka bir gemi, >asla >batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi Titanik, >İngiltere'nin >Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize açıldı. Sonra, 1912 >yılında >14 >Nisan´ı, 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler arasından birden ortaya çıkan >bir > >buzdağı batmaz denen Titanik'in katili olacaktı. Yukarda okuduğunuz >Robertson´un romanındaki batış sahnesi aynen gerçekleşti. Sadece o kadar >mı? > >Bakın Morgan Robertson Titanik´den 14 yıl önce yazdığı romanında daha >neleri > >bilmişti; Robertson´un romanındaki Titan adlı gemi Southampton limanından >yola >çıkıyordu ve 14 yıl sonra Titanik de aynı limandan yola çıktı. >Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248 >metre, >Titanik 252 metreydi. > > > >Daha da ötesi var; > >Robertson´un romanındaki dev Titan, New Foundland yakınında; Kuzey >Atlantik´ > >de bir buzdağına çarparak battı ve işte inanılmaz ama gerçek; Talihsiz >Titanik de >14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına >çarparak okyanusa gömüldü. >Ve her iki gemide de; yeterince cankurtan filikası yoktu; Robertson >romanındaki >gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika vardı ve >bu > >yüzden can kaybı büyük oldu. >Sonra...Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu. >Aynen >14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi... Robertson´un romanındaki Titan´da >ise 1500 >kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e 2224 kişi >binmişti. > >Aynı asla batmaz denen gemi, > >Aynı yerden aynı yere yolculuk, > >Aynı tarihte, aynı yerde kaza, > >Aynı buzdağı ve aynı tür batış, > >Aynı yolcu ve ölü sayısı, > >Hatta iki gemi de batarken orkestranın ilahi çalmasına kadar... > >Bir kez daha okuyun ve düşünün... > >İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanında Titan´ı >70.000ton >ağırlığında yazmıştı; Gerçek Titanik ise 66.000 tondu. >Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisi de 3000'er yolcu >taşıyorlardı. >Gerek romandaki hayali Titan´a gerekse de gerçek Titanik´e Avrupa´ nın >sayılı >zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi. Daha sonra Robertson öyküye; gemi >hızla su >aldığını. Alarm verildiğini, filikaların indirilerek, önce kadınlar ve >çocuklar >bindirildiğini, yardım çağrıları yapılırken, Avrupa´nın en ünlü ve zengin >ailelerinin >mensuplarnın birbirlerine ebediyen veda ederken, dev yolcu gemisi Titan'ın >buzlu >kutup sularına hızla gömüldüğünü anlatarak devam ediyordu. > >Büyük kehanet farkedilmiyor... > > > >Morgan Robertson başarılı olamadı, kitabı satmadı, daha sonra yazdıkları da >ilgi görmedi. Bunalıma girerek, bir hastanede psikolojik tedavi gördü. >Sonra >yeni biröykü yazdı, bir Fransız dergisinde yayınlanan bu öyküde de, >denizaltılardan söz ediyor ve periskopu tarif ediyordu. Ama yine ilgi >görmedi. Başarısız bir yazar olarak, Mart 1915´de bir otel odasında ayakta >geçirdiği bir kalp kriziyle yaşama veda etti. Asıl inanılmaz olay burada >çünkü Robertson mart 1915´de öldü. Yani gerçek Titanik´ in batışından üç >yıl >sonra...Ve hiç kimse Robertson´la ilgilenmedi, yine kimse farketmedi ve hiç >kimse onun 14 yıl önce Titanik´i aynen nasıl anlatabildiğini merak etmedi. > >Kimse onu anımsamadı, ta ki 1980´lerde inanılmaz olaylarla ilgili >araştırmalar yapılıncaya kadar... Morgan Robertson;Titanik batmadan 14 yıl >önce, gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı ? >Raslantımıydı? O, başarısız bir yazar olarak tarihin karanlıkları arasında >kayboldu, şimdi ise ruhu hatırlanmanın sevinci içinde olmalı... Kehanet >sıradan bir iş değil, ve asıl gizem kendi yapısında, ne zaman ve nerede >ortaya çıkacağı hiç belli olmuyor; oysa gelecekte nelerin olacağı konusunda >çevremiz sayısız ipucu dolu; yeter ki görmek için çaba gösterelim. Titanik´ >in gizemi burada da bitmiyor. Biri daha var; > >"Denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz..." > >Kanada, Winnipeg´de Rosedale Metodist Kilisesi´ndeyiz, Rahip Charles Morgan >bir pazar sabahı erkenden kalkmış, o günkü ayin için hazırlık yapıyordu. >Okunacak ilahinin numarasını karatahtaya yazdı. Tüm hazırlıklarını >bitirdikten sonra, ayine kadar biraz uyumak amacıyla odasına çekildi ve >derin bir uykuya daldı. Birden kendini çok canlı ve etkin bir rüyanın >içinde >buldu. Karanlıkların içinde, dev bir kütle vardı, dalgaların sesleri >duyuluyordu, çanlar çalıyor ve Rahip Morgan´ın çok uzun yıllardır >işitmediği >bir ilahi duyuluyordu. Rüya o kadar etkili ve rahatsız ediciydi ki, Morgan >uyandı, ilahi ve çan sesleri kulağından gitmiyordu. Saatine baktığında, >fazla zaman geçmemiş olduğunu gördü, rüyanın kötü etkisinden kurtulmaya >çalışarak yeniden uyumaya çalıştı ve yeniden uykuya daldı. Rüya tekrar >başladı, ilahi, çan sesleri, karanlık, dalga sesleri ve devrilen dev kara >kütle. Morgan bu kez, panikle uyandı ve kendini boş kiliseye attı, >karatahtaya giderek o bir türlü kulaklarından gitmeyen ilahinin numarasını >yazdı. Ayin saati gelmişti, cemaat toplanıyordu, Rahip Morgan ilahiyi >başlattı, notalar kilisede çınlarken, aynı anda binlerce mil ötede >okyanusun >ortasında aynı ilahi buzlu denizi çınlatmaktaydı; "Duy, Kutsal Baba, Sana >denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz." İlahi biterken, Rahip >Morgan´ın gözlerinden yaşlar akıyordu. Aynı günün sonraki saatlerinde, >Rahip >ilahiyi okudukları sırada Atlas Okyanusu´nun derinliklerinde büyük dramın >yaşandığını öğrendi. O gün, 14 Nisan 1912´idi ve Atlantik´in kuzeyindeki >buzlu sularda Titanik suların içinde yokolmuştu. > >Titanik'de bir gariplik var... > >Titanik battığında, ünlü İngiliz gazeteci William T. Stead gemide >bulunuyordu.1892 yılında Stead hikayeler yazarak yaşamını kazanıyordu. >Gazeteciliğinin yanısıra Stead, ölüm ötesi ve Spiritüaliizm ile yani >Ruhçuluk'la da ilgileniyor, araştırmalar da bulunuyordu. O yıl yazdığı kısa >hikayelerden birinin adı neydi biliyormusunuz? "Titanik" ve yine >Titanik´den >20 yıl önce...YineTitanik´de olduğu gibi, Stead´ın hikayesindeki Titanik´de >bir buzdağına çarparak batıyordu. Ve Stead´ın yazdığı hikayede, Stead >kendisini kazadan kurtulan biri olarak anlatıyordu. Ve; 20 yıl sonra gerçek >Titanik batarken, o buzlu ve soğuk denize gömülenlerden birisi Stead´ ın >gerçekten kendisiydi. Ama; sonu romandaki gibi olmadı çünkü >kurtulamayacaktı. Zira bu roman gerçekti ve başka bir romancı tarafından >yazılmıştı. O anda Stead ne düşünmüştü? 20 yıl önce yazdığı hikayeyi >düşünüp, kurtulacağına inanıyormuydu? Bunu asla bilemiyeceğiz... > >Biri daha var. Ama çok daha sonra; 1935´ de... William Reeves adlı bir >denizci bu; İngiltere´den Kanada´ya giden "Titanian" adlı kömür yüklü >buharlı gemi; soğuk bir Nisan gecesinde Kuzey Atlantik´de seyrediyordu. >Bütün denizcilerin ezbere bildikleri o uğursuz yere; Titanik´in battığı >noktaya varmışlardı. Reeves, güverteden denize bakarak yıllar öncesindeki >olayları düşlüyordu. Ve o gün Reeves ´in doğum günüydü, olabilir ama >Reeves´ >in doğduğu tarih çok önemliydi, çünkü Reeves 14 Nisan 1912´ de doğmuştu. >Yani Titanik´in battığı günde. İşte tam o günde; Titanik´in battığı günde >Reeves doğum gününü; Titanik´ in battığı yerde kutluyordu. Ve birşey >oldu... >Reeves birden, suların kaynaştığını ve dev bir buzdağının geminin yolu >üzerinde belirdiğini gördü. Tam o anda da, köprüden alarm verildi. Uzaklık >yeterliydi. Mürettebat gemiyi zamanında durdurdu, buzdağının yanından >geçeceklerdi ama olmadı... Çünkü bir saat içinde çevreleri; yüzlerce buz >kütlesi tarafından sarıldı. Artık hareket etmelerine imkan yoktu. Reeves ve >arkadaşlarının içinde bulundukları Titania adlı gemiyi, ancak 9 gün sonra >yetişen buz kırma gemileri kurtardılar. Neden? Buzdağları o korkunç gecenin >yıldönümünde, bir grup denizcinin orada bulunmasını mı istemişlerdi ? > >Evet... İnanılmaz ama gerçek zira Titanik´ in gizemi şaşırtıcı. Titanik >şimdi okyanusun derinliklerinde uyuyor sadece bir kez ziyaret edildi. 1 >Eylül 1985´de Amerikalı ve Fransız uzmanlardan kurulu bir sualtı ekibi onu >buldu ve görüntüledi. Morgan Robertson; Titanik batmadan 14 yıl önce, >gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı, >raslantımıydı? William T. Stead 20 yıl sonra içinde öleceği geminin adını >ve >kendisinin de içinde bulunduğu öyküsünü, hangi raslantı sonucunda yazmıştı? >Titania adlı gemiyle, Titanik´in battığı günde doğan ve doğum gününde >Titanik´in battığı yerde bulunan Reeves´ in buzdağları tarafından 9 gün >hapsedilmesi de raslantımıydı? Düşünür Voltaİre diyor ki; "Belki de >raslantı >dediğimiz şey; belirli bir şeyin bilinmeyen nedenidir..." Robertson, Stead >ve Reeves bizim gibi birer insandılar. Bizler gibi normal ama bilinmeyen >yönleri olan insanlar. Her insan gibi... Ve siz de; bilinmeyen >raslantılarla >her an karşılaşabilirsiniz... > > >Titanik´den sesler; > > > >Kazadan kurtulanların anıları; > >"Kazadan bir gece önceydi, karım başıma Titanik´in sahibi olan White Star >Şirketi´nin ambleminin bulunduğu kepi giydirdi, güvertedeydik ve tam o anda >gökde bir yıldız parçalara ayrılarak dağıldı. Karım bundan hiç >hoşlanmadığını söyledi. " > >Kamarot Arthur Lewis > >"Babam heyecanlı, annem moralsizdi ve hayatımda ilk kez onun ağladığını >gördüm. Umutsuzdu ve birşeylerin yolunda gitmediğini söylüyordu. Yedi >yaşındaydım ve daha önce hiç hiç gemi görmemiştim. Çok büyüktü, herkes çok >heyevanlıydı, kamaraya indik, babam anneme yatmasını ve sakinleşmesini >söyledi ama annem bütün gece oturdu, ta ki kazaya kadar ve sadece ben >kurtuldum. " > >Eva Hart > >"Woolston´da yaşıyorduk, okul öğleyin tatil edildi ve Titanik´in limandan >ayrılışını görmeye götürüldük. Öğretmenimiz başımızdaydı, sonra Titanik >yavaş yavaş iskeleden ayrılmaya başladı; bu onu son görüşümüzdü, >Southampton >sularında gittikçe uzaklaşıyordu. Yanımda yaşlı bir adam vardı, eliyle iyi >şans işaretleri yaptıktan sonra başını salladı, sonra yüksek sesle hiç umut >olmadığını söyledi." > >Lois Brown Jacobs > >Nasıl battı? > >Titanik nasıl battı? O kadar çok kuram var ki; bunların en yenilerinden bir >tanesi kasıtlı batırıldığı yolunda; tabii ki sigorta parası için. Ama >buzdağının nasıl gemiye çarptırıldığının cevabı yok, yanlız ilginç iddialar >ortaya atılıyor. Titanik´in Kuzey Atlantik´in derinliklerinde yattığını >hepimiz biliyoruz. Buzdağı, gemiye sancak tarafından çarpmış ve çelik >levhaları yarmıştı. Ünlü tiyatrocu Thomas Andrews gemi batarken ön tarafta >bulunan beş su geçirmez kamaranın birisindeydi. Çarpmanın hemen ardından >kamaralara buzlu deniz suyu dolmaya başladı. Aslında kamaraların sadece >birisi delinmişti ama su kolayca diğerlerine de geçti, Andrews olayın >tanığıydı yani su geçirmez denilen kamaralar su geçiriyordu. Aynı şey su >geçirmez denilen alt bölümlerde de oldu ve Titanik bu yüzden kolayca battı. >Jack Thayer, Titanik´in batmadan evvel su yüzeyindeyken iki bölündüğüne >inanıyor ve anlatıyondu ama çok kişiye göre kaza böyle olmamıştı fakat >1985´de > > > >Dr. Robert D. Ballard, Titanik´i okyanusun dibinde iki parça olarak buldu. >Ballard ve ekibi Titanik´in pruvasından kırıldığını belirledi çünkü yara >alınca gerilime dayanamamış ve denizden evvel içeri dolan sert havanın >basıncıyla ikiye bölünmüştü. Bugün iki parça birbirlerinden yarım kilometre >uzaklıkta ayrı yönlerde duruyor. > > > > > > > >Titanik´in batış nedeni söylenceleri az değildir; > >* Titanik, kardeşi Olympic´le beraber sigortalanıp, ikisi de kasıtlı mı >batırıldı? > >* Mürettebat ve Kaptan Smith sarhoş muydular? > >* Gemi subayı Murdoch, neden kendini öldürdü? > >* Kaptan Smith´in de intihar ettiği, telsizle gerçekten bildirilmiş miydi? > >* Niçin görevliler dürbünle çevreyi gözlemediler? Oysa bu yapılsaydı, >buzdağı çok önceden görülebilirdi. > >* Titanik buzdağını son anda görüp dönmeye çalışırken, önce kıçından sonra >da önünden iki defa mı yara aldı. > >* Su geçirmez bölmeler neden açıktı? > >* Söylendiği gibi Californian adlı gemi veya bilinmeyen bir diğer gemi, >Titanik´i batarken görmesine rağmen yardıma gelmedi mi? Kurtulanlardan >birçok kişi, bir geminin ışıklarını gördüklerine dair yeminler ediyorlardı. > >Bunları biliyor musunuz? > >* Biliyor muydunuz... Bazı yolcuların köpekleri güvertede bulunan köpek >kulübelerindeydi. Bunlardan birisinin değeri 750 £´du ve 1912 yılında bu >miktar çok büyük bir paraydı. Bugünkü değeri 300.000 £ olarak hesaplanıyor. > >* Biliyor muydunuz... İkinci Dünya Savaşı sırasında, adı "Titanic" olan bir >propaganda filmi yapıldı. Gemide gizli olarak bulunan bir Alman subayının >hikayesiydi. > >* Biliyor muydunuz... Yolcuların bazıları, gemi batmadan biraz evvel, >jimnastikhanede bisiklete biniyorlardı. > >* Biliyor muydunuz... Titanik´in birinci sınıf kamaralarının ve dinlenme >salonunun bazı pencereleri ve kepenkleri, İngiltere Alnwick´de bulunan >White >Swan Oteli´nden alınmıştı. > >* Biliyor muydunuz... Titanik´den kurtulan gemi subaylarının ve >mürettebatın >hiçbirisi yaşamlarının kalanında mesleklerini sürdürmelerine rağmen asla >kaptan olamadılar. > >* Biliyor muydunuz... Titanik, Southampton´dan ayrıldıktan hemen sonra >kömür >depolarında yangın çıkmış ve söndürülmüştü. > >* Biliyor muydunuz... Kurtulanlardan birisi olan gemi subayı Murdoch, gemi >batmadan evvel intihar etti, aslında elindeki tabancayla kalabalığın >filikalara hücüm etmelerini engellemekle görevliydi. > >* Biliyor muydunuz... Gemi batmaya başladıktan sonra uzaklaşan ilk >cankurtaran filikasında sadece 28 kişi vardı, oysa filika 64 kişilikti. > >* Biliyor muydunuz... Titanik limandan ayrılmadan evvel demirlerini >alırken, >çıpaların birisi yakınındaki bir geminin iplerine takıldı ve neredeyse onu >batırıyordu ve geminin adı Titanik´in asla göremeyeceği limanın adıydı; >"New >York" > > > > >* Biliyor muydunuz... Faciadan hemen sonra, New York´da bir söylenti >yayıldı; Titanik´in batış nedeni bulunmuştu çünkü kargonun konulduğu yerin >gizli bir bölmesinde demir kafesli bir sandığın içinde bir lahit vardı. >Lahit ve içindeki Mısır kralının mumyası, ABD´de gizlice satılmak üzere >eski >eser kaçakçıları tarafından gemiye yüklenmişti. Mısır inançlarına göre bu >hırsızlık, tanrılara karşı bir hakaretti ve Anubis´in kudreti buna izin >vermezdi. Tanrılar Titanik´i batırdı ve mumya denizin dibini boyladı. >Belki... İki yıl sonra, söylenti yine başladı ama bu kez farklıydı; mumya >batmadan evvel kaçırılmıştı yani gemide bulunan kaçakçılar veya kaçakçı >gemicilere rüşvet vererek, mumyayı ambardan çıkarttırmış ve bir filikaya >yükletmişti. Ve şirketin subaylarından birisi bu öyküyü onaylıyordu. Sonra >kaçakçı rüşvet vermeye devam ederek, mumyayı Carpathia gemisine yüklemeyi >de >başararak, New York´a getirdi. Ama şansı orada sona erdi, satış yapılamadı, >kimse mumyayı almıyordu. Kaçakçılar mumyayı geri götürmeye karar vererek, >bu >kez Empress Of Ireland adlı gemiye yüklediler ve Empress Of Ireland´da >battı >ama mumya yine kurtarıldı ve Ameriya´ya geri döndü. Sonuncu kez yine bir >gemiye yüklenerek, yola çıkarıldı ama kader kararından dönmüyordu. Üçüncü >gemi de torpillenerek batırıldı. Geminin adı Lusitania´idi. Kimliği >bilinmeyen gizemli firavun sonunda huzura kavuşmuştu. > >* Biliyor muydunuz... Titanik mitleri neredeyse sonsuzdur. Örneğin Kaptan >Smith´in bir bebeği kurtararak, bir filikaya kadar yüzerek götürdüğü ve >sonra yine yüzerek geriye döndüğü ve gemiyle beraber battığı anlatılır. >Weekly World News gazetesine göre olay gerçektir. Titanik´de bulunan >altınların ve mücevherlerin miktarı bilinmiyor zaten kargo kesin olarak >belgelenmemişti; ama gemide kesin olarak bulunan Ömer Hayyam´ın el yazması >mücevher işli "Rubaiyat"ı büyük kayıptı. Kargo listesinde, bir de yeni >Renault otomobil vardı, > > >Kim uğursuzdu? > > > >İki gazeteci olan John Eaton ve Charles Haas´a göre, mumyanın kaderini >paylaşan gerçek birisinden söz ediyorlar; adı Frank "Lucky-şanslı" Tower. >Tower, belki de gezegenin en uğursuz denizcisiydi. İlk önce Titanik´de >ateşçiydi, kazadan yüzerek kurtulmuş ve ölümü atlatmıştı sonra o da Empress >of Ireland´ın mürettebatına katıldı ve o da battı, Tower bu kez çok zor >kurtulmuştu. En son işini bulduğunda mutluydu ama bu uzun sürmedi, >Lusitania´da iş bulmuştu, gemi ayaklarının altında sulara gömülürken Tower >haykırıyordu; "Şimdi zamanı geldi mi?" Bu öykü iki gazeteci tarafından >anlatılmasına ve Ripley´in ünlü "İster inan, ister inanma" külliyatında yer >almasına rağmen, tarihçiler tarafından onaylanmadı; tarihçiler üç geminin >mürettebat listesinde bu isimde birisinin bulunmadığını söylüyorlardı. >Ripley ise, gemicinin adının farklı olduğunu söylerek, işin içinden >sıyrıldı; peki üç gemide de aynı isimli biri var mıydı? Evet, bir değil, >birkaç kişi vardı ama bunların aynı kişiler olup olmadığı asla >anlaşılamadı. >Fakat bunlardan birisinin öyküsü kesin gerçekti; Aslında Titanik´in >kamarotlardan Violet Jessup, White Star Gemi Şirketi´nin gerçekten de >lanetli kişisidir. Genç kadın, önce şirketin Olympic gemisindeydi, geminin >Hawke şilebiyle çarpışıp batmasından kurtuldu, sonra Titanik´de de hemşire >asistanı olarak görevlendirildi ve yine kurtuldu. Violet, Şirketin üçüncü >gemisi olan Britannic´de görevini yaparken son yolculuğuna çıkmıştı. >Violet´in kaderi White Star Şirketi´nin gemileriyle aynıydı... >
|