Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: NİĞDELİ ŞEHİDİN HUZURLU ÖLÜMÜ  (Okunma Sayısı 375 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
time13 Ocak 2007, 06:32:45 #0
ASLİ
Bizden Biri
***

Rep Puanı : 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 142


Üyelik Bilgileri

Orduları dağılmış, Anadolu’nun bir bölümü işgal altında olduğu bir dönemde Türk insanı yaşamla ölüm arasında ince bir çizgi üzerinde gidip gelmektedir. Mustafa Kemal Paşa İstanbul hükümetinin gizli emri üzerine bir grup arkadaşıyla önce Samsun’a, sonra Sivas, Amasya, Erzurum’da seri toplantılar yaptığı sırada,  Niğde ili de hareketli günlerinden birini yaşamaktadır. Henüz 17-18 yaşlarındaki çocuklar eğitim alnında toplanmışlar, sevk edilecek bölge kuraları çekilmektedir. Bunların içinde öyle biri vardı ki, çelimsiz,  zayıf  Fahri isimli asker bütün dikkatleri üzerine çekiyordu. Burada iki üç ay eğitim gören asker cepheye gönderilmektedir. Fahri, yeni gelenler arasında silahlı talime çıkmak yerine, bölük komutanın odasına girdi ve;

- Yüzbaşım, ben burada kalmak istemiyorum, dedi. Komutan hiddetlendi. Sinirden yüzü, kulaklarına kadar kızardı ve;

- Herkesin savaşmak için can attığı bir ortamda senin haince davranışını, küstahlığını affetmiyorum, diye Fahri’nin üzerine yürüdü. Tam bu anda Fahri heyecanlandı ve titrek sesiyle;

- Komutanım beni yanlış anladınız. Ben burada üç ay kalıp vakit geçirmek istemiyorum. Ben hastayım, üç ay eğitim yapacak kadar ömrüm olmayabilir, ölmeden önce birkaç düşman askerini telef etmem gerekir. Bana izin verin cepheye gideyim, dedi. Fahri gerçekten hastaydı. Küçük yaştan beri sıtmalıydı. Yüzbaşının şaşkınlığı bakışlarından belliydi. Şimdi sinir ve hiddetin yerini sevgi ve şefkat duygusu almıştı ve;

 - Evladım! Askerliğin kuralları öğretilmeden cepheye asker göndermek ancak düşmanı sevindirir. Birkaç hafta burada kalıp hem de tedavi olman gerekmektedir. Fahri ise;

- Yüzbaşım, ben anama söz verdim, yemin ettim. Vatan için ölmeye hazırım, dedi. Komutan ne diyeceğini bilemiyordu Fahri’ye öğüt vererek;   

- Evladım, şimdi git biraz düşünelim” diye uyarıda bulundu. Fahri  çaresiz oradan  ayrıldı. Bir yolunu buldu, cepheye gidecek aşçıbaşı Ahmet ağanın yanına vardı. Ona yalvardı, yakardı neticede onu ikna etmeyi başardı. Fahri soğan doğrayıp, patates  soyacak, mutfak işlerinde hizmet verecekti. Ertesi günü eğitim gören askerler hareket etmeye hazırlanırken aşçıbaşı Ahmet ağa yüzbaşıya veda etmek için yanına geldi ve;

- Yüzbaşım hakkını helal et, gidiyoruz. Yanıma Fahri isimli çocuğu da almak istiyorum. O silah taşıyacak durumda değil, çırak olarak yemeklerde bana yardımcı  olacak. Sizden izin istiyorum, dedi. Yüzbaşının bulamadığı çareyi Fahri bulmuştu. Yüzbaşı gülümsedi, evet der gibi başını hafif öne eğdi böylece birlik merasimle Niğde’den ayrıldı.

Fahri, Afyon cephesine geleli bir ay olmuştu.  Savaştan dönen askerlerle sohbet ediyor, kiminle konuşsa düşman bataryalarının yerini bulamadıklarını, keşfe  çıkan askerlerinin geri dönmediğini öğrendi. Türk askerine büyük zayiat veren bu şer ocağını bulmağa karar verdi. Bir gece iki erle bir onbaşı, keşif kolu olarak  araziye çıktıkları sırada, Fahri de onların arkasına takıldı. Geriden onları gizlice takip etti. Elinde sadece et bıçağı vardı. Bir ara, onbaşıyla iki asker bir birinden ayrıldılar. Fahri iki askerin peşinden  takıldı.  Biraz sonra düşman pususuna düşen iki er süngülenerek şehit düşmüştü. Olanları bir çalının ardından arkasından izleyen Fahri düşman askerlerinin uzaklaştığını görünce “ vay hainler” diye mırıldandı. Şehit askerlerinin yanına geldi. Onların silahını ve iki el bombasını aldı. Bir müddet yürüdü. Bir ses duydu sonra sürünerek ilerledi. Tam şafak sökmek üzereydi. Bir çukura girdi üzerini otlarla  kamufle etti. Tam bu anda, az ilerde bir şeyler  taşıyan düşman askerlerini gördü. Belli ki ölüm saçan batarya burada gizliydi. Fahri’nin  kalbi küt küt atmaya başladı. Allah’a sığındı  ve sürüne sürüne ilerledi. Bir kayanın ardına geçti. Onları şimdi daha net görüyordu. Ağaç dallarının gizlediği on kadar top namlusunun uçlarını gördü. El bombalarını birbiri ardınca oraya fırlattı. Ortalık bir anda cehenneme döndü. Havada çelik parçalar uçuyordu. Fahri bir ok gibi fırladı, geldiği istikamete doğru kaçmaya başladı. Nefesi kesilir gibi oldu. Elini karnına bastırdı olduğu yere çöktü. Eli kıpkırmızı kan olmuştu. Fahri bombaları atarken kurallara uygun yere yatmamış, şarapnel parçasına maruz kalmıştı.

O gece bataryanın yerini bulamayan Halil onbaşı, patlama sesinin olduğu yöne doğru  koştu.  Kaçanın kendi arkadaşlarından biri olduğunu zannetti. Ama yerde   yatan askerin Fahri isimli aşçı yamağı olduğunu görünce şaşırdı. Onu  hemen kaldırıp götürmek isteyince, Niğdeli Fahri ;

Logged

Sen Ağlama Gamzende Güllerin Biter

time13 Ocak 2007, 06:32:56 #1
ASLİ
Bizden Biri
***

Rep Puanı : 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 142


Üyelik Bilgileri

Hemşerim! Bende hayır kalmadı. Sen kendini kurtar. Bana bir kağıt varsa ver, dedi. Onbaşıda kağıt yoktu ama beyaz bir mendili vardı. Fahri mendili aldı, yarasından akan kanı parmağına batırdı, mendilin üzerine ; “Yüzbaşım ! verdiğim sözü tuttum, şimdi rahat ölüyorum. Yüce Allah’ım ordumuzu, yurdumuzu korusun”  diye yazdı mendili  Halil onbaşıya verdi ve;
- Hemşerim, bu mendili  Niğde talim yerinde görev yapan bölük komutanı Yüzbaşı Şahin Bey’e gönder, sende hakkını helal et” diyebildi.
Niğdeli Fahri’nin mezarı,  Afyon’un bir saat kadar uzağında, en çok ziyaret edilen kabirlerden biridir.  Afyon’da onun hikayesini bilmeyen yoktur.
Ey  yüce  şehitlerimiz! Sizinle ne kadar övünsek azdır.  Bu vatan, bu millet sizlere çok şeyler borçludur. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun.  (Amin.)   
 

Logged

Sen Ağlama Gamzende Güllerin Biter

time29 Mart 2007, 19:29:19 #2
yorumcu
Forum Kıdemlısı
*****

Rep Puanı : 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 590



Üyelik Bilgileri

Hemşerim! Bende hayır kalmadı. Sen kendini kurtar. Bana bir kağıt varsa ver, dedi. Onbaşıda kağıt yoktu ama beyaz bir mendili vardı. Fahri mendili aldı, yarasından akan kanı parmağına batırdı, mendilin üzerine ; “Yüzbaşım ! verdiğim sözü tuttum, şimdi rahat ölüyorum. Yüce Allah’ım ordumuzu, yurdumuzu korusun”  diye yazdı mendili  Halil onbaşıya verdi ve;
- Hemşerim, bu mendili  Niğde talim yerinde görev yapan bölük komutanı Yüzbaşı Şahin Bey’e gönder, sende hakkını helal et” diyebildi.
Niğdeli Fahri’nin mezarı,  Afyon’un bir saat kadar uzağında, en çok ziyaret edilen kabirlerden biridir.  Afyon’da onun hikayesini bilmeyen yoktur.
Ey  yüce  şehitlerimiz! Sizinle ne kadar övünsek azdır.  Bu vatan, bu millet sizlere çok şeyler borçludur. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun.  (Amin.)   
 


tşkler eline saglik
Logged

AĞLA YÜREKLİ ÇOCUK

time04 Mart 2008, 16:07:56 #3
seni sen yapan
Forum Kıdemlısı
*****

Rep Puanı : 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 276


oztemiz69@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta

Şehitler Ölmez..onlar diridirler..lakin biz göremeyiz
Logged

time03 Temmuz 2008, 00:16:47 #4
FuNDa_
Forum Kıdemlısı
*****

Rep Puanı : 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 374


Biraz kırıldım biraz gücendim inan hiç vazgeçmedim


Üyelik Bilgileri

Paylaşimin için teşekkür ederim
Logged

Bu sabah yerini kimler almış diye düşündüm kalktığımda
Hiç biri seni hiç biri beni hiç biri bizi anlamamış
Bu sabaah telefonu hiç açmadım çaldı durdu aldırmadım
Hiç birşey seni seni düşünmemi engellemez ben anladım bu sabah..
Gül ki sevgilim gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiceğim
Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmalerim..
Bu sabah adını boş kağıtlara yazdım asdım duvarlara
Ben bir tek seni eski günleri istedim canım anlasana
Bu sabah yatağımın boş kısmını resimlerinle süsledim
Gördün halimi anla derdimi ne olur dön çok özledim bu sabaah..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: