Admin 
Rep Puanı : 6900
Offline
Takımınız: Konyaspor
Öğrenim durumu: Üniversite
|
 |
« : 19 Mayıs 2007, 12:49:08 » |
|

Gerilim sona ermeyecek, sorunlar çözülmeyecektir. Siz, güneşte boynu eğik gezebilir, enseyi karartabilirsiniz. Yani, başınız öne düşer, aldıra aldıra giderken, her ne kadar içinizden bir ses aldırma gönül dese de, güneş ensenizi kıpkırmızı yapar, yakar ve karartır.
İnsan ‘parası kadar adam’sa, bombaların patlaması, masum, genç, çocuk, yaşlı demeden vahşice öldürülmesi doğal hale gelir.
Köpekler preslenerek öldürülür, en kalabalık sınıflar Urfa, İstanbul ve Mardin’de olur. Diğer şehirdekiler de kalabalıktır ama bunlar “en”dirler. Hastanelerde yangın da çıkar, en hayatî ilaçlar ödenmez de olur. Ağzı olan konuşurken, karton hayatların içinde yuvarlananlar ‘paranın konuştuğu’ yerde sadece paraya koşuşturup dururlar. Biraz da biz konuşalım derdiyle… Ne yazık ki yalnızca ‘geberme’ hakkı vardır geniş kitlelerin. Trafikte, akıl almaz kazalarda, cinayetlerde, bombalamalarda, hastane kuyrukluklarında… Aç, açık ve çaresiz…
Kimi kışkırtıcılar, “üç te’ciler” yani tahrik, tahrik ve tazyik cemaatinden fışkıranlar, kendi tarafında olmayanları, hoşlanmadıkları, düşüncesini beğenmedikleri insanları sokak ortasında, pusuda, tuzağa düşürerek, linç ederek, kutsal yer falan da dinlemeden saldırmak azmindedirler. Bilirsiniz ‘yok etme azmi’ betonu bile deler!
Görkemli bir dağılma bizimkisi; birbirini yok etmek için sunî bir şekilde bir araya getirilmişlik. Anında boğaza sarılıveren bir beyinsizlik ardebesi…Birer gösteriden, ‘öldürücü bir eskrim oyunundan’ başka hiç bir işe yaramayan kıyımcılık, elbette yapmacık değil; vahşiliğin izdüşümü. Kısa bir anda kazandıkları tuhaf zaferleri bu tiplerin elinde yazgıya, ölüme, öldürmeye egemen olma sanrısını yaratsa da, boşluğa uzanan bir yolda boğulmaktan kurtulamazlar. Ne kadar insan öldürebilir, ne kadar vahşice katliam yapabilirsiniz ki?! “Bu tehlikeli zavallılar, kendi kendilerinin birer palyaçosu konumundadırlar.”(Manes Sperber, Parçalanmış Gerçeklik-Can Yay.)
Zorla kahraman da yaratılır. Vatan, millet, Sakarya nutukları arasında. Ölenler ancak kahraman olabilir, kalanlara, gazilere “asalak emekliler gözüyle bakılır.” Nasıl bir bakış açıcısıysa bu insanlığın acılarıyla kavrulup durur Dünya. Yoksa her şey bir kurgudan, dolu dizgin savrulup giden reklamdan mı ibaret?
“Suç işlemeyi meslek edinmiş insanın suçlarını yalnızca toplumsal kökenli nedenlerle açıklamamız ve bundan ötürü onu suçsuz sayabilmemiz, söz konusu değildir.” Burjuvaziye, kendisinin koyduğu, ‘suçun şahsiliği’ prensibini hatırlatmak isteriz.
“Ezenin” sesiyle konuşmayanlar çoğaldıkça, kendi sesiyle konuşanlar çoğaldıkça karton hayatların gerçek hayatlara devinmesi süreci başlamıştır artık. Kanun kanun deyip kanunu tepeleyenlerin dilinde ‘kardeşlik’ sözcüğü de barış sözcüğü de anlamını yitirmiştir. “Kardeşlik sözcüğü artık neredeyse çekilmez bir hal” almıştır. Genelde hep bir ‘söz’den ibaret kalmış, zaten hemen hemen hiç var olmamıştır.
Sperber’ göre, şimdilik bunu bir kenara bırakmalı, “çünkü bundan söz etmek için vakit artık çok geçtir ya da henüz çok erkendir.” Özgürlük kıvamına gelmedikçe, güvenliği ve eşitliği sağlamadıkça her şey boş sözler ve kof vaatlere dönüşmektedir çünkü.
Kimseyi bir başkasının amacı için nesne, araç konumuna indirgemeyen insanlar kuracak elbette yeni dünyayı. Öyle özgür olunacak. Yoksa halimiz harap!
|