Karanlık bir dünya da, masum bir saklanbaç oyununun kahramanlarıyız. Hiç önemi yok, olmuyor da. Nerede nasıl saklandığımız...Kendimizi arkasına bile gizleyemediğimiz erik ağacı, alaca karanlıklardan gündoğumuna kayan gölgelerimiz. Bir yanı her zaman yarım kalan sobelerimiz.
Kimi zaman çevresindekileri mutlu edip, dudaklarına ince bir tebessüm bırakabilmek adına çırpınan bir Ardıç kuşu. Kimi zaman işaret parmağımızın ucuna kadar yürütüp, gerçekleşmesi için dilekler tutup uçmasına izin verdiğimiz rengarenk uğur böceği. Kimi zaman dünya da hemen her insanın bildiği, en onulmaz acılardan mutluluk kırıntıları çıkartabilen Polyanna ruhlu,forumindeki ismi kadar da artist bir insan olan; kardeşim, dostum, arkadaşım ELVİS tarafından SOBE'len DİM
Aslında çocukken olsa belki kızardım, belkide burnumu çeke çeke ağlardım:/( "Laf aramızda, ne zaman saklanbaç oynasak ilk sobelenen ben olurdum.hemde ebe duvarına bir adım kala
)) Ebe gelirdiii, sanki eliyle koymuş gibi beni bulup sobelerdi işte
Yani sanal da olsa, şu anda olduğu gibi yine sobelendim
) Ama ilk kez sobelenmekten bu kadar gurur duydum ve bir o kadar da mutlu oldum. Teşekkürler ELVİS... Yıllar varki çevremde saklanbaç oynayan çocuklar o kadar azaldılarki, neredeyse hiç yoklar ama yaşadığımız dünya da hayat bir gün öyle sinsice sobeliyorki onları! O da başka bir boyutu sanırım. Saklanbaç dediğimiz oyunun. Neyse, en azından sorular
alperrnın kutusundaki gibi cevaplanamıyacak türden değil
) SORU : Düşmanların saldırdığı bir köydesiniz; bütün köy halkı sizin evinizin altındaki sığınağa saklandı. Düşman askerleri evinize girdiler ve sığınağınızın üstünde geziyorlar. Düşmanların çok acımasız olduğunu duydunuz; daha önce bastıkları köylerde herkesi öldürmüşler. Birden altı aylık bebeğiniz ağlamaya başlıyor. Çocuğun ağlamasını kesebilmek için ağzını ve burnunu kapattınız. Ancak bu işe devam edecek olursanız çocuk ölecek. Eğer çocuk ağlayacak olursa sığınağın yeri keşfedilecek siz ve tüm köyün halkı öldürülecek. Bu durumda ne yaparsınız? Çocuğunuzu boğar mısınız, yoksa tüm köy halkının bulunmasına göz yumar mısınız? Çocuğumu sığınakta bulunan bir anneye emanet edip, sığınaktan çıkarak aksi yönde düşmanın dikkatini çekmek, aklıma ilk gelen şey oldu sanırım :/(
SORU : Yolculuk yaptığınız gemi bir başka gemiye çarparak kaza geçirdi. Titanik ile benzer şartlar altındasınız. En önemli fark bir buzul denizinde değil, Marmara Denizi'ndesiniz. Gemide yeterli sayıda filika yok. İnsanlar filikalara haddinden fazla binmiş durumdalar. İçinde bulunduğunuz filika o kadar dolu ki, filikanın suyun üstünde kalan kısmı en fazla dört parmak kadar. Ufak bir dalga tekneyi batırabilir. Geminin çarpışması sırasında yolculardan biri ağır yaralandı ve sizin filikanızda. Kafasından ağır bir yara almış ve kurtulma ümidi az gibi. Filikanızdaki yolculardan biri, yaralı yolcuyu denize atmayı teklif etti. Birkaç kişi hemen kabul etti. Gerçekten filikadan biri inmeyecek olursa filikanın batma ihtimali çok yüksek. Filikadaki herkes yüzme biliyor. Bu durumda ne yaparsınız? Öncelikle kendimi zor tutuyom yaralı yolcuyu denize atmayı teklif eden odunu denize ellerimle atmamak için:/( Çözüme gelince; Yardım gelene kadar sırayla birer kişi 10 ar dakka denize girip, sadece sandala tutunacak.
SORU : Yeni aldığınız arabanızla ormanlık bir yolda tek başınıza gidiyorsunuz. Birden yolda yerde yan yatmış bir motosiklet gördünüz. Beş-on metre ötede de yerde yatan kasklı bir sürücüsü var ve kanlar içinde. Arabayı durduruyorsunuz ve adama yaklaşıyorsunuz. Adam “Size beni hastaneye götürür müsünüz?” diye güçlükle soruyor. Adam ağır yaralıya benziyor ve yerleşim bölgesinden uzaktasınız; ıssız bir bölge, yoldan başka araba da geçmiyor. Ne yaparsınız? Yaralı motosiklet sürücüsünü arabanızın kirlenmesi pahasına arabanıza alır mısınız? Yoksa adamı orada yolda terk eder misiniz? Evet kesinlikle. Hasta sürücü iyileşip gözünü açıncaya kadar karakolun nezaretinde sabahlamayı, hatta yıllarca adliye koridorlarında realiti proğramlar da görünmek pahasına da olsa arabama alıp hastaneye götürürdüm. Ama yol boyu Allah'a dualar ederek tabii. Hani Allah göstermesin ya ölürse:/( o zaman yıllarca görüş günü beklerdim sanırım !!! Not: Aslında yanlış bir zihniyet ve bu zihniyet sayesinde her yıl onlarca insan trafik kazalarında bu yaralı insanı hastaneye götürdüğümde "Hastaneye götürüyorum ama ya başıma bi iş gelirse" diye düşünerek vurdumduymaz tavırlar alabiliyorlar:/( Yani, arabanın heryeri kan olsa ne olur. Bir cana değmezmi sizce !
SORU : Nehir kenarında bir parktasınız, birden bir çığlık duydunuz. Bir çocuk nehre düşmüş, “boğuluyorum” diye bağırıyor. Çevrenizde birçok insan var; herkes birbirine bakıyor. Profesyonel değilseniz bile, yüzmeyi iyi biliyorsunuz. Ne yaparsınız? Ne kadar da yüzme bilmesemde, o andaki reflekslerimin beni nehre atacağından kesin eminim.
SORU : Eşiniz çalıştığı işinden ayrılmak istiyor. Yeni bir şirkette iş buldu. Siz o şirketi beğenmiyorsunuz. O şirketin patronunun çalışanlara iyi muamele yapmadığını duymuştunuz. Hatta patronun dengesizliği yüzünden birçok kişi işinden ayrılmış diye biliyorsunuz. Eşinize eski işinden ayrılmamasını ve yeni şirkete girmemesini önerdiniz. Şirket hakkında duyduklarınızı ve endişenizi dile getirdiniz. Üstelik eşinizin gelirine ailenizin ihtiyacı var. O ise iş görüşmesinde yeni kurumu çok beğendiğini söyledi. Patronla yaptığı iş görüşmesinde de patronu son derece vizyoner ve profesyonel bulduğunu da ilave etti. Eşiniz yaptığınız tüm açıklamalara rağmen bu şirkete girmek istiyor. Ne yaparsınız? (Galiba bu soru erkeklere yönelik.) Valaa ne desem bilmemki. O kadar da abur cubur adam değilim. Tamam istediği gibi hemde dilediği gibi işe girip çalışsın ama şu vizyoner vede profesyonel patronun en küçük bir falsosun da; Eşim, üzerinde zengin durabilecek VİZON bir mantoya sahip olur. Yaniii.
SORU : Ölmeden önce mutlaka yapmak istediğiniz şey? Yaşamak... Bence ölmeden önce bir insanın mutlaka yapması gereken tek şey; Yaşamak. Ama BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR. Ve BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE.... SORU: En çok sevdiğiniz tatil yeri? Sanırım kafamı dinleyebildiğim her yer benim için tatil yeri. Belki salaş bir meyhane, belki koca bir çınarın dibinde cami avlusu, ya da bir çöplük. Serçe ölüleriyle birlikte... SORU: En çok sevdiğiniz ve okumaktan keyif aldığınız kitap? Henry Charriere'nin "KELEBEK" Hemde 3 kezzz, 500 küsür sayfa ve elime 3 kez aldımsa da hiç bırakmadan bitirdim.Aslında filminide 6 kez izledim diceem ama gülmeyin. SORU: En çok sevdiğiniz film? Kesinlikle " Bir aşk hikayesi" Ali MacGraw ile Ryan O'Neal in birlikte oynadıkları, gerçek adıyla "Love Story"... O yıllar da orta arabesk Türk filmlerinden sonra beni ilk ağlatan amerikan filmi olma özelliğinede sahip :/( " AŞK, ÜZGÜN OLDUĞUNUZU ASLA SÖYLEMEMEKTİR"
SORU : Mutlaka görmek istediğiniz ülke?İtalya/Venedik - Mısır/KahireBaşka alternatifim yok çünkü:/( SORU: Bulunduğunuz şehirde gitmekten en çok keyif aldığınız mekan? (Cafe vb.) Deniz kenarın da balıkçı bir arkadaşımın kulübesi. Aslına bakarsanız; artık onun olmadığı zamanları ezbere biliyorum ve onun olmadığı zamanlar da işte oradayım

) :/( hiç bir öğüdü kötü değildiki...
SORU : Hayatın size öğrettiği en iyi ders? Hayatın kendisi zaten doğar doğmaz bize verilen çoktan seçmeli bir ders değilmiki ! " BİR YANLIŞ, TÜM DOĞRULARI GÖTÜRÜR. "
Sanırım bütün sorular bu kadardı gördüğüm kadarıyla. Umarım kimsenin etlisine sütlüsüne karışmadan cevaplayabilmişimdir

) Ama şimdi kural gereği,birilerini benimde sobelemem gerekiyo demi

)) Heyyyy, kesinlikle gördüm ve SOBELİYORUUUUUM. Ama ikinizi birden, karışmam valaa:))) Kim olduklarını soruyosunuz şimdi kesin... İlki; Hava, toprak, su, ateş, rüzgar, ÇOCUKLARIM ve inadına arkadaşlık, inadına dostluk ve inadına bilinmeyen zaman ve mekanlara mektuplarımla yolculuk diyen: ess....
elvis /Ve, hayatı hayallerindede olsa deli dolu yaşayan, yine ailesinden başka hiç bir şey düşünmeyen, artık nadirde olsa yalnızlıktan hoşlanan, dünyanın en karizmatik kardeşi
alperrrve siz Sevgili arkadaşlarım, kardeşlerim, ve dostlarım... Bende sizi sobeledim işte. Hani, böyle bişey yaptım kızmayın falan diicem ama bu işin kuralı buymuş kusura bakmayın

) Sizleri seviyorum. Hepinizi. İyiki buralardasınız... iyi ki Forumin.Net' deyiz
Evetttt. SOBELENDİNİZZZZ..